4 Haziran 2014 Çarşamba

GİZEMLİ CİNAYETLER VE SERİ KATİLLER PART 2

1- Robert Hansen: 




  1982 yılında Alaska'da bir nehirde bir kadın ayakkabısı bulundu. İçinde ise hala bir ayak vardı.. Kayıp bir hayat kadınına ait bir ayak. O bölgede aynı zamanlarda çok fazla kayıp hayat kadını cesedi bulunmaya başladı. Nedeni ise kısa süre sonra ortaya çıktı. Bir hayat kadını polisi aradı. Yolda otostop yaparken kendisini kızıl saçlı bir adamın aldığını, onu yerel havalanına götürüp, küçük uçağı ile ormanlık alandaki dağ evine götürmek istediğini ama kaçtığını anlattı. Polis operasyon düzenledi, evi bastı ve evde bir sürü mücevher buldu. Hepsi öldürülen ve kayıp kadınlara ait mücevherler.. Evin sahibi Robert Hansen tüm cinayetleri işlediğini itiraf etmek zorunda kaldı. Ama asıl gariplik daha yeni başlıyordu. 
Sorgulamalardan sonra anlaşıldı ki, Robert Hansen hayat kadınlarını dağ evine götürüyor, çıplak bir şekilde ormana salıyor ve aynı hayvan avlar gibi onları avlıyordu. Hatta kadınlara süre verip kaçmaları için fırsat bile tanıyan bir piskopattı. 
Bu şekilde tam 21 kadını öldürdüğünü itiraf eden Hansen ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. 
Bu hikayeyi konu alan film önümüzdeki yıl vizyona girecek, hatta Hansen'ı Nicholas Cage canlandıracak.

2- Dr. Harold Shipman: 





Tam 250 kişiyi öldürüldüğü düşünülen bu piskopat ingiliz doktorun yakalanış hikayesi ise çok ilginç. Gözetimindeki hastaların çok yüksek oranla ölmesi meslektaşlarının dikkatini çekse de hiç kimse suçlayacak kadar bile delil gösteremiyordu. Bir gün Shipman'ın ofisine çok zengin bir kadın geldi ve Shipman tüm diğer hastalarına yaptığı gibi onu da zehirledi. Ancak bu sefer zengin kadının vasiyetini bir şekilde değiştirdi veya değiştirtti ve tüm varlığının kendine bırakılmasını sağladı. Elbette ki zengin kadının akrabaları, bu ne saçmalık neden aile doktoruna bütün servetini bıraktı ki diye araştırma başlatıp, piskopat doktorun foyasını ortaya çıkarttı. Tam 15 müebbet hapis cezasına çarptırılan doktor, hücresinde kendini öldürerek intihar etti.


3- Charles Albright






 Charles gerçekten elit bir insandı. Bir çok dil bilirdi. Prestijli bir okulda Fen öğretmeniydi, aynı zamanda okul futbol takımının antrenörü, izci ekibinin başı ve yardıma ihtiyacı olan herkesin ilk aradığı kişiydi. 
Ha tabi bir de hayat kadınlarının gözlerini oyardı... 
Charles kendisini evlatlık olarak alan ailenin yanındayken, avlanır, avladığı hayvanların içlerini doldurur, ancak gözlerine ayrı bir özen gösterirmiş. Pahalı taşlar kullanmaya dikkat edermiş. Daha sonra üniversitede de gözlere olan düşkünlüğü devam etmiş. Hatta bir keresinde oda arkadaşı sevgilisi tarafından terkedilince tüm fotoğrafları çöpe atmış, Charles da fotoğrafları alıp teker teker kızın gözlerini kesip odanın etrafına yapıştırmış. 1990 yılında ise 3 tane hayat kadını gözleri oyulmuş bir şekilde bulunmuş ve polis arkasında delil bırakan Charles'a ulaşmış. Charles ömrünün sonuna kadar hapiste kalacak ve muhtemelen göz çizecek.

4- Bender Ailesi,






 1800'lerin sonunda Benders Ailesi Amerika'ya göç etmiş ve Kansas'ta kırsal bölgede yaşıyorlardı. Alman olduklarına dair bir söylenti vardı ancak kimse nereli olduklarını tam olarak bilmiyordu. Tek bildikleri, komik bir aksan ile İngilizce konuştuklarıydı.. Ve de misafirlerinin kafasını çekiç ile ezdikleri.. 



Bender ailesi, karı, koca ve 3 çocuklarından oluşuyordu. Kızları Kate Bender güzelliğiyle dikkat çekiyor, kendini medyum diye tanıtıyor ve fal baktırmak isteyen müşteriler buluyordu. Eve gelen müşteriler de kafalarına çekiç ile vurulmak sureti ile öldürülüyordu. Bu tezgah yaklaşık 18 ay kadar devam etti, ta ki kardeşinin geri dönmeyişinden şüphelenip Bender ailesini bulan bir emekli asker foyalarını ortaya çıkarana kadar. Asker, ufak çaplı bir ordu kurup Bender ailesinin evini basmaya gidiyor ancak haberi önceden alan aile (belki de medyum kızın güçleri ile!) çoktan kayıplara karışıyor. Aileden hala bir iz yok.. 


5- Thug Behram , 





 Hindistan'daki Thuggee Klanının son temsilcisi. Klanın geçmişi 1356'ya kadar dayanıyor. Hint kıyamet tanrıçası Kali adına insan kurban eden bir klan. Thug Behram ise 1800'lerde İngilizler tarafından yakalanıyor. Yakalanma sebebi de bir çok turistin ve gezginin sebepsiz yere ölü bir şekilde bulunması. Sinsi bir şekilde ve ritüel halinde cinayet işleyen Thug Behram tek başına 125 insanı öldürmüş, 900'den fazla cinayet ritüelinde de hazır bulunmuş. O kadar kuvvetliymiş ki tek hamlede hançer ile insanın kafasını gövdesinden ayırabilirmiş.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder