17 Mart 2015 Salı

İSTANBUL'UN KABADAYILARI VE METRESLERİ...

                                                 




                                                   ---- ARAP HÜSNÜ ----

Arap Hüsnü 'Heyüla gibi, iri yarı, gece insanın rüyasına girse korkutacak bir tip' diye anılıp, sağ kulağının kıkırdak kısmının olmaması, sol gözündeki perde ve çenesindeki çukurla dikkat çekiyordu.

Trablusgarp doğumlu, Tophane semtini inim inim inleten insan azmanı için Ömer Ünal şunları söylüyordu: 'Onunla ilk kez Galata merkezinde karşılaştığımda kahvede içki satmaktan gelmişti. Meğer bu onun işlediği suçlar arasında en hafifiymiş. Trablusgarp'tan ne sebeple ve nasıl geldiğini kimse bilmiyordu. Ben ise henüz stajyer polistim. Onun hakkında bildiklerim, o tarihte benden eski olan meslektaşlarımdan duyduklarımdır. Zira onu tanıdığımda yaşı çoktan 45'i bulmuştu. Buna rağmen Tophane civarında kendisinden çok genç olan külhanları sindirmişti. İsmini duyurmaya başladığı zaman Salı Pazarı'nda iki kişiyi, Arap yapısı kaması ile öldürmüş fakat delil yetersizliğinden yakasını kurtarmıştı. Polis yakasına yapışmak için fırsat kollasa da Arap Hüsnü açık vermiyordu. Cumhuriyetin ilanıyla Arap Hüsnü'nün de defteri dürüldü. Hükümetin 28 Mayıs tarihli kararıyla hudut dışı edildi.
---- KONYALI OSMAN -----

1887 Konya doğumlu ...Sağ kolunun iç tarafında büyükçe bir şişlik vardır...Yıllarca etrafına kan kusturan bu adamın ölümü de kan kusarak olmuştur...

---  PİÇ ARDAŞ  ---

Piç Ardaş (1886) Sivas doğumlu , İstanbul'a gelip Üsküdar'a el koydu ve Manavcı Ali'yi öldürdükten sonra istediğini alıp Üsküdar'ın tek hakimi oldu . Söylentilere göre girdiği düellolar en az 1 saat sürüyormuş .

---  ŞIK MANOL ---

Tokat doğumlu Şık Manol ünlü İstanbul kabadayıları arasında adam öldürmemiş tek kişi ünvanına sahiptir.Çıkan kavga ve düellolarda da silah kullanmayan Şık Manol sadece kafasını ve yumruğunu kullanırdı. Ayrıca şık giyinen bir kabadayıdır.

---  ODASELI KOSTİ  ---

Yunanistan doğumlu Odesalı lakaplı Odesali Kosti Taksim'e kadar bütün mekanların harcını toplayarak yiyor ve arkasından hiç ip ucu bırakmadan kayıplara karışmaktadır. Başı sıkışınca da İşgal polislerinin yardımı ile paçayı sıyırmaktadır. Odesa sağ kolunun iç kısmında eli makalı bir kız resmi ve sol kolunda iki çiçek ortasında bir haç ve ''m'' harfi bulunan dövmeleri bulunmaktadır.''M'' harfi ise metresi olan Mari 'nin adını simgeliyordur.



----  KESİK NİKOLA ---

1849 İstanbul doğumludur. Yanağından gözüne kadar uzanan büüyk bir bıçak yarası izi bulunmaktadır.


            SON OLARAKTA KADIN BİR KABADAYI EKLEMEK İSTİYORUM...
                       ----BALTALI HANI ( İLK KADIN KABADAYI )----
İstanbul'un varoş semtlerinden birinde yaşayan ve bir kabadayının sevgilisi olan Hanzade isimli bu kadın belki de ilk kadın kabadayı ünvanına sahiptir.12 yaşında oğlunun bir gün ortadan kaybolmasının ardından telaşlanan kadın oğlunu aramak içim yollara düşeceği vakit kabadayı sevgilisi tarafından vazgeçirilir. Sonraki denemesinde yine aynı şey olur. Bunun üzerine Hanzade erkek kılığına girerek sevgilisini takip etmeye başlar.Sevgilisini gece naralara atıp haraç topladıktan sonra bir hamamda geceyi sonlandırdığını fark eder. İçeri girdiğinde , oğlunu bir '' hamam oğlanı '' olarak görür.  Hamamı yakmak için bulunan odunların yanındaki baltayı kapmasıyla sevgilisi dahil 21 kişiyi öldürür.

Oğlunun alıp kanlar içinde mahalleye dönmesiyle birlikte 17 ay boyunca semttekilere kan kusturur. Bir müddet sonra haraç ve baltayla adam öldürmek suçlarından yargılanıp kurşuna dizilerek öldürülür.











5 Mart 2015 Perşembe

MİTOLOJİK TANRILAR

--EROS-- ( EN Bİ SEVDİĞİM )

ErosYunan mitolojisinde aşkseks ve şehvet kölesidir. Bazen doğurganlık simgesi olarak da tapılan Eros, erotik gibi kelimelerin de kökünü oluşturur. Eros, genelde Afrodit'le beraber anılır ve Dionysus gibi bazen Eleutherios yani kurtarıcı olarak görülür. Geleneklere göre, Afrodit kadınların erkeklere olan aşkını temsil ederken Eros esasında erkek için olan aşkın temsilcisiydi.


Hesiod'un genel olarak kabul gören theogonisine göre Eros, KhaosGaia ve Tartarus'tan sonra evrene dördüncü gelmiştir. Bazı kaynaklara göre Ares ile Afrodit'in oğludur. Eros sadece aşkın ya da seksin tanrısı değil, bu inanca göre aynı zamanda sonsuza dek sürecek olan yaratıcı üreme işleminin de sembolüdür. Bir söylentiye göre attığı okla insanları birbirine aşık eder ama attığı okun kendisine hiçbir zaman yararı olmaz.
Sevgilisi olarak Psyche bilinmektedir.





--AFRODİT--

Afrodit'in doğumu üzerine iki efsane vardır. Homeros tanrıçanın Zeus ile Okeanos kızı Dione'den doğduğunu söylerken, HesiodosTheogonia’da bu tanrıçanın denizin köpüklü dalgalarından doğduğunu söyler. Kronos, kral babası Uranos'u devirirken, bir orakla babasının cinsel organını keser. Kesilen organ denize düşer ve oluşan köpüklerden Afrodit doğar. ( ENTERESAN :) )


Aphrodite altın sıfatıyla çoğu yerde karşımıza çıkar. Tanrıça için çoğunlukla kulanılan sıfatlar işveli, cilveli ve gönül alıcıdır. Güzelliği, sevgiyi, sevişmeyi simgeleyen tanrıça, çoğu yerde oğlu Eros ile görünmektedir. Ancak Eros Hesiodos’a göre oğlu değildir ve Afrodit'in alayına daha sonra katılmıştır. Bunun yanı sıra tanrıçanın alayında güzelliği, zarafeti ve bereketi simgeleyen KharitlerHoralar ve Hymenaios yer almaktadır. Tanrıça çoğu kez çıplak betimlenir. Ayrıca takan her kadını dünyanın en güzel ve çekici kadını gösterebilen büyülü bir memeliği vardır. Hera, bu memeliği Truva savaşı'nı izleyen Zeus'u baştan çıkarıp kandırmak için kullanmıştır..



--ZEUS--

Yunan mitolojisinde Yunanlıların en büyük tanrısı, tanrıların tanrısı, Kronos ile Rea'nın oğlu, Hera'nın kardeşi ve kocasıdır. Zeus, gökle ilgili doğal güçlerin tümünü kişilendiren varlıktır. Işık, aydınlık, bulut, gök gürlemesi, şimşek ve yıldırım, Zeus'un egemenliği altındadır. Homeros, Zeus'a "tanrılar ve insanların babası" adını verir. Tanrıça Rea, Zeus'u doğurduğu zaman, çocuklarını ana karnından çıkar çıkmaz yutan kocası Kronos'tan kaçırmak için Girit'te bir mağaraya kapatır. 


Zeus'un yerine koca bir taşı beze sarıp Kronos'a verir; o da taşı yutar. Kronos, babası Uranos'u nasıl alt edip egemenliği elinden almışsa, Zeus da ikinci kuşak tanrılarını yener ve üçüncü kuşak, yani Olimpos tanrılarının egemenliğini kurar. Babası Kronos'a öbür kardeşlerini kusturur; sonra da Uranos'un yeraltına kapattığı devlerden gök gürültüsü, şimşek ve yıldırımı alır ve Olimpos tanrılarının egemenliğini kurmaya koyulur. Bunun için Titanlar ile savaşı göze alır; yüz kollu devlerden gördüğü yardımla bu savaşı kazanır. Evrendeki yetkileri paylaşır: Kendisi göğü ve yerle gökte krallığı alır, kardeşi Poseidon'a denizi, Hades'e de yeraltı ülkelerini verir. Zeus bundan sonra Titan soyundan gelen tanrıçalarla ve kendi kuşağından kardeşleriyle birleşip bir sürü tanrısal varlık üretmeye koyulur. Zeus, Troya Savaşı'nda büyük bir rol oynar. İda Dağı'nın doruğu olan Gargaros Doruğu'ndan savaşı yönetir. Onun buyruğuyla, talih kimi zaman Akhaların, kimi zaman Troyalıların yüzüne güler. Zeus, hakka dayanan insanca bir düzenin kurucusu sayılır.


--HADES--

Hades Yunan Mitolojisinde ölülere hükmeden yeraltı tanrısıdır. O artık ölüler ülkesi tanrısıdır; ancak kötü değildir. Yer altının tüm hazineleri Hades'in olduğu için Romalılar onun adını varlıklı yani, Plüton olarak değiştirmiştir. Karısı, Demeter ve Zeus'un kızı Persephone 'dir. Hades ve karısı Persephone amansız, insafsız, yürekleri hiçbir yakarış, hiçbir sunu ya da kurbanla yumuşamayan korkunç tanrılar olarak bilinir. Gigantlar arasındaki karşıtı Alcyoneus' dur.




lime anlamı olarak "Hades" görünmez manasına gelmektedir. Onu görünmez yapan birmiğferi ve Bident denen iki uçlu bir asası vardır. Bu asanın bir ucu ölümü, bir ucu yaşamı temsil etmektedir. Yeraltı zenginliklerinin sahibidir, yerden çıkan değerli metaller onu bolluk çokluk ve servet tanrısı yapmıştır. Acımasız ve korkunç olsa da sözünden dönmez ve birçok tanrının aksine kaprisli bir tanrı değildir. Mitolojik öykülerde adı çokça yer almamaktadır. Bilinen en önemli öyküsü karısı Persephone'yi kaçırması ile ilgili olandır. Ancak Hades'in en önemli sıfatı, ölümün tanrısıdır. 




3 Mart 2015 Salı

...

Bu gün sadece müziğin sesini aç ve kendini ritme teslim et. Gözlerini kapat ve hisset.
Kendini tamamen buna odakla ve kollarını serbest bırak .
Yavaşca sallan ve ritime ayak uydur. Nasıl istiyorsan o yöne yürü ya da olduğun yerde kal...
İçinde ki ruhu serbest bırak varsın huzura..

Şuan bu satırları okuyorsan yarıda bırak ve sesini sonuna kadar açıp bir aynanın karşısına geç ya da kulaklıkları tak.
Kendini seyret , gözlerine bak ve gerçek yüzüne bak..
Bu sensin gerçek ruhun bu işte..
Gülümse ve tıpkı şuan yaptığım gibi dans et sende..