31 Mayıs 2015 Pazar

HAYATIN TESADÜFÜ..

Sana sarılıp yatmak kaç anlamlıydı. Huzurun içinde kayboldum ve hiç kendimi bulmak istemedim.
İlk sana baktığımda anlamıştım senden hoşlandığımı . Sana olan ilgim sen dans ederken başlamıştı. Umursamazca ve gülerek dans eden kendimi izliyor gibiydim sana bakarken. Ve ben kalbimi titretecek olan o adamı görmüştüm gözlerinde. Yarası da vardı , yüzünde ki kırışıklıklar bunu yansıtıyordu aslında. Hangimizde yoktu ki o yara , aldanılmışlık . İlk gördüğümde bu yana  iyi gelmeye başlamıştın.
Eksik bir parçamın yarısı gibiydin ve bana gelmek için bir adım atmıyordun . İçim kıpır kıpır bir o kadar da endişeliydi.Çünkü gitmek üzereydin..Gitme diyemedim..Baktım ve gülümsedim sana..
Kandın bana masal gibi , gençliğime kapıldın , çılgınca dans eden bedenime sarıldın..
Bende kendini bulmanı istedim çünkü ikimizdik eksiklerimiz..Sen ateş kadar sıcaktın ve ben ise buzullar kadar katı..
İki tanrının kapışmasıydı gibi birbirimize olan tutkumuz.Can alacak kadar keskin dokunuşların vardı..Meydan okuyordum sana ama keskin darbelerin yıldırıyordu apansızca..
Teslim olmak istedim sana..
Ben sana kapılmak
Senin ateşinde kavrulmak istedim..


20 Mayıs 2015 Çarşamba

GEÇMİŞ GELECEK..

Yeniden aşık olacağınız düşündüğünüz zaman ve kendinizi bir kuş misali özgür bıraktığınız , kollarınızı açıp beklediğiniz bir gün elbet vardır. Hayat sürprizlerle dolu olurken beklemediğiniz bir anda geçmişinizin izlerinden gelen biriyle karşılaşırsınız. Bu kişi belki eski sevgilinizin arkadaşı olabilir ya da ne de olsam gidicem deyip boktan yaşantınıza şahit olan biri de olabilir.
Bilemez siniz ki 5 yıl sonra karşınıza çıkacağınızı ..
Belki o an görememişsinizdir ya da o an hayatlarınızın gidişatları farklıdır.

Hayatımızın geçmişi hiçbir zaman önemli değildir ama bizi biz yapan değerlerimizdir.
Şuan böyle düşünebiliyorsak daha önce tecrübe edindiğimiz içindir.
Ben çok hata yapmışımdır evet ama neden hep en çok isteğim şeyler geleceğime mani olmuştur ki ?
Geçmişin geleceğini etkilemediği bir zaman dilimi var mıdır ?
Ya da başına gelebileceği ihtimalini düşündüğün ama anın büyüsüne kapıldığın zaman ?

6 Mayıs 2015 Çarşamba

GEZELİM GÖRELİM..

Merhaba sevgili arkadaşlar ,
Uzun zamandır ne yazabilmekteyim ne de sizleri takip edebilmekteyim . Klasik yoğunum sendromlarından işte. Bir de bu zaman içerisinde yurt dışına çıktım ve bu güzel anılarımı ve tecrübelerimi sizinle paylaşmak istedim.
Öncelikle baya uzaklara gittim İtalya'nın Roma , Napoli , Vatikan , Floransa şehirlerini gezdim.
İtalyan erkekleri çok yakışıklı değil ayrıca ( varsa bile Milano taraflarında ) kibar millette değiller.
Çok turistik bir bölge olduğu için sıkılmışta olabilirler.Genel yargı yapmamak lazım. Öncelikle euro geçtiği için 3-0 mağlup başlıyorsunuz maddi anlamda. Kısa bir örnek 1 su 2 euro yani 6 TL Türkiye^de 0,50 kuruş siz hesap edin. Ama kesinlikle hayatınızda gidip görüp pişman olmayacağınız bir yer. Ayaklı bir müze gibi etrafta surlar , çeşmeler , anıtlar , dokular , tarihi binalar . İnsanlar resmen korumuşlar oturdukları evi müthayite vermemiş korumuşlar . Residans yaptırmamış ağaçlarını kestirmemişler . Bilmem aldınız mı sosyal mesajı :)

İlk olarak Roma'yı keşfettim. Ya anlatılmaz yaşanır . Oturup sokağa insanları seyretmenin ayrı bir hazzı var. Size farklı bir bakış açısı , farklı bir tecrübe katıyor.İlk yediğin şey dilim pizza. Şimdi içinde domuz eti ya da domuz yağı var mı diye tereddüt ediyorsunuz.
Pizzalarının hamuru sert ama lezzetli. Ayrıca sadece mozeralla yiyebiliyorusunuz. :)
Akşamına bir güzel Sant Eustachio Meydanında spagetti yedim. Kesinlikle muhteşemdi.Makarnalarını bizim gibi hamur olana kadar haşlamıyorlar ve soslarına diyecek yoktu.Daha anlatacağım birçok güzellik var ama yetmez bu sayfalar duyguların tarifine.

1 mayısta Dünyaca tatil olduğu ve İtalyanlarda milliyetçi olduğu için Pompei' ye gitmeye karar verdim. Aksi halde yürüyüşler vardı ve birçok yer kapalıydı. Pompei'ye giderken ki hissettiğim yolculuk Çanakkale'den Balıkkesir 'e izlediğim manzara ile eş değerdi. Her yer yeşillikti. Vardığımda öncelikle yemek yedim . Napoli pizza kenti olduğu için kocaman bir pizza söyledim ve abartısız kenarlarını bile yedim . Ardından tadım olarak makarna ve kalamar tattırdılar. İtalyan bir gitaristin eşliğinde keyifliydi. Pompei'nin içine girdiğimde orada 500 yıl önce yaşamış insanların ne denli ölümleri hepsini tüylerim diken diken gezdim. Ve birçok resim çektim . En çok enteresan olan bir yer ise genel ev sokaklarıydı. Pompei liman şehri olduğu için birçok insanın geçim kaynağı genelevlerde çalışmakmış. Ve acayip rahat bir cinsel yaşamları varmış . Menü seçimi gibi duvarlarda resimler var hangisini istiyorsan ona göre bir fiyatı varmış. Ve içerler de taştan yataklar ve değişik girinti çıkıntılar var .:) Görmeniz lazım.
Sokaklarda erkeklik organının kocaman betondan yapılmış , güç göstergesi gibi dikmişler meydana.Bazı milletler bu yüzden gazaba uğradıklarını söyleseler de ne kadar gerçek bilinmez.
Oradan çıkıp Napoli'nin merkezine gittim. Kentin girişi oldukça kirli ve vasat görüntüler vardı. Bir ara cadde kenarında işeyen bir adam vardı. Hiç istifini bozmadı valla :)
Binalar çok büyük eski ve hep birbirine bitişik çamaşır asılıydı. Ama her bina da çamaşır asılıydı. İç kısımlarında yerlere ürünler sermiş siyah adamlarla doluydu. Denediğim tatlardan limoncello acayip güzeldi.

Bir sonraki yer Floransaydı. Kaldığım otele uzaklığı 240 Km yani bir Ankara kadar vardı. Ama kesinlikle gitmeme değerdi. Beğendim en çok kendimi yabancı hissettiğim yerdi. O kocaman şaheserler , tablolar (hepsi nü ) , heykeller ve kliseler , at arabaları ve havanın biraz karanlık olması gözümde çok farklı bir yer kılıyordu. Burası diğer yerlere göre daha pahalı bir yerdi. Genellikle çocuk yapmak yerine küçük cins köpekler alan aileler yaşıyordu. Kokoşlardı ve asillerdi. Yorulduğumu hissettiğim bir anda Ponte vecchio ve oltrarno caddesinde bir kaldırıma oturup yine insanları seyrederken bir adam yaklaştı yanıma. Önce çok hızlı İtalyan'ca konuştu ve konuşmasının bitmesini bekledim. Sonra güldüm ve ona İtalyan'ca bilmediğimi söyledim. Sonra bana 2 tane bileklik hediye etti . Onların oralılara benzediğimi söyledi yani ( brezilya ) sonra ondan bir bileklikte ben satın aldım. Ayak üstü muhabbet etti benimle ve çantasından iki parça birisi fil diğeri kaplumbağa süs eşyası çıkarttı . Onları da hediye etti ve birbirimize iyi şanslar dileyip ayrıldık. Benim için farklı bir deneyimdi .Cafe Gilli de bir kahve ve tiremusu yiyerek yola koyuldum .

San Pietro , Vatikan , Castel kasabası ve birkaç İtalyan köylerini ve göl bölgelerini de gezdim. Her şey muhteşem ve güzeldi. Sizlere tavsiyem tabi ki gidin ve bu güzel deneyimleri sizde yaşayın. Şu yazdıklarım yaşadıklarım ve hissettiklerimin yanında pirinç tanesi kalır. Bir çok resim çektim ve bazılarını sizinle paylaşmak istedim. Şimdiden iyi seyirler . Sevgiyle kalın.