30 Aralık 2016 Cuma

DAĞISTANLISINA..!

Şuan bu satırları gökyüzüne bakarak değil yosuna çalan gözlerinin içine bakarak yazmak isterdim.. Belki o zaman daha anlamlı olurdu bu yazılar.. Kavuşamamazlık değil meşkle dolardı içim..

Cama nefesimi üfleyip adlarımızın baş harflerini yazmakta ki kadar masum sana olan duygular..
Bir bilsen nefesimin ılıklığını , gözlerini kapattığında hissetsen..
Ne yakacak kadar sıcak ne de üşütecek kadar soğuk olduğunu..

İnsan hiç fotoğraflara baktığında bile gözlerinin içi güler mi ! Bir yan da güzel yüzün bir yan da kalbimin satırları ile kaplı ..

Sen beni belki bilmezsin ama böyle havalarda pek bir içli olurum..
Cemal Süreyya okurum mesela '' Yoksuluz , gecelerimiz çok kısa. Dört nala sevişmek lazım '' iç geçirir , hayal kurar yatarım..

Bazı geceler okuduğum kitaplarda ki kahramanlar biz oluruz..
Bazan şarkılarda ki manalar oluruz..
Zeki Müren çalar  bazen 'ELBET BİR GÜN KAVUŞACAĞIZ'





1 Aralık 2016 Perşembe

SIRADAN BİR GÜN GİBİ

Günlerden  güneşli bir sonbahar akşamıydı . Yine her zaman ki gibi işten çıkmış eve gitmek üzere yola koyuldum. Malum en büyük lüksüm işimden evime yürüyerek gitmekti. İstanbul gibi bir yerde büyük nimetti. Yaşamayan anlayamazdı. Neyse hava serin olduğu için artık daha kalın şeyler giyme gereği hissediyordu insan..

Yolda markete , manava , kasaba uğramadan gitmiyordum. Evde beni bekleyen kimsem yoktu. Ailemden uzakta yalnız yaşamak gerçekten çok zordu. Son zamanlarda bir ailenin eksikliğini hissetmeye başlamıştım. Özgürlüğüne düşkün biri olarak bunu hissetmem gerçekten ağır deprosyondu..

En sevdiğim şey ise mahalleye girdiğimde tüm kedilerin başıma üşüşüp kendilerinin sevdirme , sürtünme , miyavlama , mama isteme talepleriydi ..Neyse ki akşam yemeklerimiz hep birlikte geçiyordu.. Önce ben yiyor , kalanları ise onlara indiriyordum..

Her şeyin normal , duygu ve düşüncelerimin en şeffaf olduğu bir dönemdi.
Ne istediğimden çok neyi istemediğimi anlayacak kadar yoğun bir dönem geçirmiştim.
Bir gün bir adama takılıp kalmak , diğer gün umursamadan yaşayabilmenin ne saçma şey olduğunu fark etmem uzunca bir dönemi kaplamıştı.

İnsan yaşamadan da olgunlaşabiliyor tezini sunabilirim size . Merak duygusunu sadece hayallerinin ötesine geçememesinde belki de böylesinin daha güzel oldu gerekçesini de sunabilirim size. Çünkü hayallerimiz bir nevi kurgularımız , arzularımızdır. Her şey sizin istediğiniz gibi olur orada. En ufak nefes alış bile..




Hayat çok gariptir . Her insanın hayatta verdiğini sınavı farklıdır. Kimi sadece kariyer yapmak ister , kimi sadece hayatını ikame ettirecek kadar para kazanmak , kimisi çok zengin olmak için yıllarca çalışır . Kiminin ailesi parçalanmıştır. Kiminin kızı kaçmıştır. Kimisinin bahçesi yıkılmış , çifliğinde ki tavukları telef olmuştur..




Öznelden genele kayan bir dilim , elim olduğundan bazen kaptırıyorum yazacaklarımı. Sürrealist kafamın içinde parçaları yerlerine yerleştirdiğimde ortaya saçma bir görüntü çıkabiliyor. Mesela yazdıklarımın arasında ki tutarsızlık gibi. Bir gün deli gibi acı çekerken bir gün hiç bir şey hissedememek gibi .. Biliyorum siz beni anlıyorsunuz..