23 Mayıs 2016 Pazartesi

BENİM DÜNYAM

Benim dünyamda çıplak ayakla kırlarda dolaşmak var iken her sabah robot gibi işe giden biri var .
Benim dünyamda huzur ararken , boştuk da kaybolmuş , duyguları kafeslenmiş bir lilith var .
Her sabah yumurtasını 1 dk 50 saniye haşlayarak güne başlamak var iken , gözleri çapaklı yola çıkan biri var. Her gün aynı telaş her gün aynı bir günün tekrarını yaşayan biri var.

İçimde ki sevginin kaynağını aramaya çalışmalıyım. Bu kadar düz yaşarken insan neden bu kadar mutlu olabiliyor. Sorguluyorum hepinizi ; içinizde küçük bir kedi yavrusuna duyduğunuz sevginin neden olduğu şey ne ?
Ya da dalından taze koparttığınız iki salkımlı kirazın verdiği lezzetin sonsuzluğu..

Bu kainatı bu kadar mükemmel kılan ve içinde aslınsa gözlerinizi açıp kapayana kadar kelebek gibi ömrümüz olduğunu fark etmeden yaşayan tutkumuz.

Her gece dans etmekten bıkmayan , dilediği yere giden , gezen , çılgınlıklarından vazgeçmeyen biri olarak devam edeceğime temenni etmek istiyorum .
Delice hoşlanıp , gerektiğinde tartışıp , bağırıp , çağırıp , yıkıp , yakıp etrafı dağıtmak isteyen biri..

En çok da denemekten uslanmayan .. Bu da mı olmamış deyip bir sonra ki küsen ve kendini yorulmuş hisseden biri olmaktan vazgeçmeli insan..

En sevdiğimiz şey ise gülümsemek olmalı.. her soluk alışımıza inat ..
Bütün hapsolmuşluğa , kaybetmişliğine inat yaşamalı...

Adrenalin salgılamalı mesela gecenin bir yarısı çıkıp kendini deniz kokusunu çekerken bulmalı . Belli mi olur aradığın balık seni kıyısında kimsesizliğiyle beklerken buluverirsin.

En çokta dalga geçmeli hayatla her şeyi öyle ciddiye almamalı..

Bir kadeh beyaz şarapta şuh kahkaha atmalı..



Keyifçi olmalı arkadan çalan Zeki Müren şarkılarını yaşamalı , ezine peynirinden aldığı hazzı ağzına yaymalı..

En çokta sevdiği kadından ya da adamdan bahsetmeli..gülüşünü , öpüşünü , nefes kesişini..
 Nefesini anlatırken hissedebilmeli sanki yanındaymış gibi...Ruh bilimci olmalı , belki de şizofren gibi davranmalı..

Anlamlı kılan arkadaşlıklar edinmeli başına bir şey gelse gecenin kaçında yola koyulmalı , köprüler aşmalı..trafikler alt edip yanına ulaşmalı..
En çokta kendine verdiği kadar değer vermeli..ama bencil olmaktan da vazgeçmemeli..
















16 Mayıs 2016 Pazartesi

SEVGİ NEYDİ :)

Bir sonra ki yazımı sevipte kavuşamayanlar , özleyipte arayamayanlara birde takip eden değerli sayın blogger arkadaşlarıma ithaf etmiştim. Şu kısa süre içerisinde aslında oturup da anlatacağım pek mühim bir şey olmadı . En son aşk acımı , pardon aşık olacağımı sandığım hoşlantı duygusunu da üzerimden attığıma göre kendimi yeni şeylere hazırlayabilirim. Yeni vakalar yeni sosyal mesajlar verebilirim. Bu hafta sonu oldukça yoğundu. Henüz hiç bilmediğim blogger yazar topluluğu ile çocuk esirgeme kurumunu ziyaret ettik. Aslında esirgeme kurumu benim evimin dibinde olmasına rağmen hiç gidebilme teşvikinde bulunamadım. Gittiğimde çok mutlu ve sevgi doluydum .

Öncelikle içeride ki atmosferden bahsetmek istiyorum ; tüm şartlar ve ortam oldukça hoşuma gitti. Gittiğimiz kurumda erkek çocukları vardı ve çoğu da başka geziye gittiği için hepsiyle zaman geçirme imkanı bulamadık. 4 bloklu site gibi dairelerde ortalama 9-10 çocuk kalıyor . Toplamda 80 tane çocuk kaldığını öğrendik. Herkes ayrı bir dairede kahvaltı yaptı . Ve sağolsunlar değerli blogger arkadaşlar birçok yerden güzel hediyeler getirip ikramda bulundular. Bende çok sonradan haberim olduğu için küçük bir şeyler alabildim. Olsundu buda güzeldi  :)

Bizim kahvaltı yaptığımız daire de 3 çocuk vardı hatta birisi ile facebooktan bile arkadaş olduk. Buraya yakın oturduğumu söyleyince daha önce niye gelmedin diye bana laf soktu :) Haklıydı ablası hayırsızdı. :) Yanımda oturan bebe ise bildiğin tam yaramaz , hiperaktif ve çok ama çok tatlı bir çocuktu. Yerinde duramıyor , müzik açıp dans ediyor , hoplayıp zıplıyordu. Kahvaltısına yemesine yardım ettim :) Diğeri ise biraz daha büyük ergenlik dönemine girmek üzere biraz çekingendi .
Biraz daha vakit geçirdikten sonra hepsini ziyaret etmek için teker teker dolaştık .

 Genel olarak erkek çocukları kız çocuklarına göre daha yaramaz ve daha soğukkanlı davranıyorlardı. Ancak bundan çıkarttığım bir durum daha vardı. Ne kadar tüm imkanlar verilirse verilsin Anne ve Baba sevgisinin eksikliğini , bu ezilmişliğini hiç bir şey veremezdi. Eksik olan şey sevgi , sadakat ve şefkatti. Belki de çocuk esirgeme kurumlarında kalıp da , annesiz ve babasız hayata tutunmak onları daha sert bir insan yapabiliyordu .

Allah'a binlerce şükür ki Annem ve Babam varlar. Onların varlığı yaşam gücü , kaybolmuşluğun çıkar yolu , tüm kötü şeylere inat varlıkları . Bu duygum büyüdükçe daha çok depreşmeye başladı. Daha düşkün oldum onlara , olmaya da onlarla zaman geçirmeye daha çok dikkat ediyorum .

Ailemin yaşadığı yer küçük sahil kasabasına benzer bir yer olduğu için oraya her gitmem bana ufak bir tatil gibi geliyor. Bildiğin huzur akıyor . Bu duygum depreşmişken oradan çıktıktan sonra yol aldım onları ziyaret etmeye. Bunlar ne kadar güzel şeyler . Her zaman gidemesem de ayda 1 gidip onları ziyaret edeceğim.


Size de tavsiye ederim. Bir kalbiniz var ise içi sevgiyle doluyor. Eğer sevgi zaten var ise fazlalığı etrafınızda ki insanlara saçılıyor. Sevgiyle dolup taşın :)