8 Aralık 2015 Salı

BEYİN YANIK..

Hani nefes almakta güçlük çeker ya insan , etrafında ki herkesten nefret eder. Herşeye bir bahane bulur. Aslında kendinden de nefret eden , mutsuz , buhranları olan , her gece uykusundan uyanan , değer vermeyen , yıkıp döken , etraftakilere zarar veren , bir zamanlar hayalini kurduğu hayata geçen ama yine mutsuz bir insan oldum çıktım a dostlar..

Hava soğuk , saçları ıslak ve öksüyor bir genç kız.. Nefes almak için koyulmuş yola ancak kaybetmiş yolunu bilmediği sokaklar caddeler , yerlerde sararmış yapraklar , ey kendini kaybeden Dilberay nedir derdin ?

Sen leyla 'mı sandın kendini , bulamadığın mecnun için mi derbeder oldun..bak solukların üşüyücek..
Acıdan hissedemiyorsan bak aynalara , işte o zaman görürsün gözlerindeki buğulu ışıltıyı..
Ki sen daha ne acılara , ne dost kazıklarına , ne aşklara , ne meşklere meydan okuyacaksın..
Girmeden ayağın çukura gençliğinin ve gücünün farkına var..
Kimse için beklenti içine girme , çabuk kırılır kabukların ve efkarlanırsın...

Mevsim olmuş kış , hava da sahte bir güneş , soğuk desen değil sıcak desen hiç değil...
Mevsimlerin arasında sıkışmış , ağaça tırmanmış inemeyen küçük bir yavru kedi gibi..
Yine saçma sapan diyaloglar , atışmalar hat safha...
Ben ben böyle zamanlarda yolumu kaybetmek isterim..
Ben yıkılmak , acıdan ağlayabilmek isterim..
Ben gücümü acıdan öğrenebilmeyi isterim..


Hayatımız bir cips paketinin içinde çıkan 50 kuruşluk hediye gibi , bir bakıma iri bir bavulun içinin boş olması gibi ..o kadar değersiz ve ucuz..
Psikolojimizin düzgün olduğu , hepimizin şizofen olma yolunda kaygılarımızın arttığı bu dünya da bizi ancak içimizde ki sevgi , beynimizde ki yargılar yok edince düzeltebilir.
Ben kendimi bazen gerçekten köle gibi , tuşu olan bir robot gibi hissediyorum.Bu bir geçiş dönemi mi  ? Yoksa bende mi sorun ?
Sabah erken kalk , işe git , öğle arası yemek ye , akşam eve gel , duş al , elinde telefon malak gibi saçma sapan şeyler izle , meşgul ol , akşam yemeği , biraz kitap oku , uyu..sonra yine sabah erken kalk , işe git..........

Bu mudur hayat , bundan mı mutluluk çıkartmak ?

10 Kasım 2015 Salı

EVLENMEDEN OLMAZ

Şu erkeklerin ben hazır değilim triplerinden nefret eder oldum. Hayır da neye hazır değilsin.
Önce bir iki buluşma ardından yakınlaşma ardından ben hazır değilim durumları başlar oldu.
Sanki sana evlenme teklifi edildi .Ya da çocuk yapalım dedim de hazırım hissetmiyorum kadın triplerine mi girdin.



Şu zamane ilişkilerine anlam veremez oldum çünkü anlam verecek bir değer yok ortada .
Ya da daha fazla kapılma korkusu mu ne valla bu mantığı anlayamadım.
Bir insana sarılınca ya da öpüşünce illa sevgili mi olman gerekir .Hayırr direkk evlilikkk. Çünkü devamında nikahtan önce olmaz mantıkesi giriyor devreye..Ha ha ha..
Saçmalığın daniskası yemin ederim.

Yeni bir tecrübe daha edinmek güzel bir şey mesela ben aynı yaşta bir erkekle asla flört etmeyi düşünmeyeceğim .Düşüncesinden bile uzak duracağım. Çünkü eğlenceli olacağını düşündüğün herhangi bir şey sinir bozukluğu , gerginlik , hadsizlik olarak dönebilir.

Haaa ki ben şu yaşıma kadar hep kendinden olgun birileri ile flört etmişimdir. Ama hayat bu yaşayacağım ve deneyimleyeceğim biz mazi varmış.Kısmet tabi her şey iyi ki olamamış diyebileceğim bir mazi imiş.

Vessalam baktım uzun zamandır da bir şeyler yazmamışım şu buhranlarımı sizinle paylaşayım dedim. İyi ettim :)



Ben iyiyim ve hayattayım. Bana ayırılan zaman makinasının içinde işe gidip gelmekle hafta sonları club , cafe , cinema ya da bir etkilik yerine evde elmalı kurabiye yapmakla , uyumak ve yürüyüş yapıp bolca müzik dinlemekle geçirmekteyim. Arada aksiyon yaşamak isterken sinir bozuklukları olarak yalnız kalmayı ve olmayan biri için acı çekmeyi en güzeli diyi verip 7.30 vapuru ile Beşiktaş'a gitmek için hazırlanmaktayım.

7 Ekim 2015 Çarşamba

SÜRREALİZM


                                       
                                                     SÜRREALİMZ NEDİR ?

Sürrealizm , 20. yy.'ın başlarında Avrupa'da ortaya çıkan bir sanat akımıdır. Avrupa'da birinci ve ikinci dünya savaşları arasında gelişmiştir.Temelini , akılcılığı yadsıyan ve karşı-sanat için çalışan ilk dadaşstlerin eserlerinden alır. 1924 ' te Sürrealimz Manifestosunu hazırlayan şair Andre Breton'a göre gerçeküstücülük akımı , gerçek dışı anlamında değil aksine gerçeğin insandaki iz düşümü şeklinde bir yaklaşımdır.














                                       
           ÖZELLİKLERİ

Sürrealistler , Freud'un psikalanaliz yönteminden yola çıkmışlardır.

Sanatçı bilinç altındakileri dışa vurarak eserlerini oluşturur.

Akıl ve mantık değersizdir.İnsanı yönlendiren iç güdüleridir , bilinç altıdır.

Bu akıma göre edebi eserlerde bir kişinin
sevaplarnın yanında günahlarının , ahlaka uygun davranışlarının yanında uygun olmayanların da bulunması gerekir.

Bu akımların kurucuları , sanat hayatlarının ilk yıllarında dadaizmin etkisinde kalmışlardır.







                                                 İLKE VE NİTELİKLERİ

Akla Karşı Olma , Bilinçaltını Esas Kabul Etme ; Sürrealistlere göre sanattaki her türlü gerçek , yaratışın kaynağı bilinçaltıdır.Bugüne kadar ki dönemde insan , hayat ve sanatın hemen hemen tek belirleyicisi ve yönlendiricisi akıl , zeka ve mantık olmuştur.Halbuki böyle bir tavır , insanın son derece eksik ve tek yönlü olarak tanınmasına sebebiyet vermiştir.Üstelik bu tanıma onun yapmacıklı veya maskeli yanıdır.Bu yolla saf ve asıl insana ; onun gerçekliğine ulaşmak mümkün değildir.

Mizah ; Sürrealisteler , mizah ve alaya büyük önem verirler ; dolayısıyla sanatlarında alaycıdırlar . Onlar , hayat , toplum , insan ve olaylar karşısında alaycı bir tavır takınırlar. Bundaki amaçlanan , çevremizi , hayatımızı , inançlarımızı oluşturan değer ve müesselerin hakimiyetini ; bundaki akıl ve mantık dokusunu kırmaktır. Zira onlar yeni bir dünya kurma arzusundadırlar.Böyle bir dünyanın kurulabilmesi , insanın çıkar düşüncesinden , iki yüzlülükten kurtulması ile mümkün olabilecektir.

Harikulade ; İnsan aklı ve mantığının gerçek diye ortaya koyduğu değer ve doğruları aşma eylemidir. Harikalar aleminde komik , olağanüstü ve esrarlı şeyler bir aradadır. İnsanı , aklın kabul ettiği gerçeklerin dışında yer alan hayal ; fantezi , rüya ile yüz yüze getirir. Böylece akıl ve mantığın değerleri sarsılır.

Rüya ; Sürrealistler temel çağrışım tarzlarından biri rüyadır. Zira rüya insanın kendi iç dünyasına yönelme , bu dünyanın sırlarını yakalama imkanı verir. Rüyalar uyanıkken yaşadığımız gerçeklerden daha da gerçektir.Onlar , şuurumuzun bastırdığı şuuraltı gerçeklerin sembolik dilidirler.


Çılgınlık ; Akıl hastaları , uyuşturucu madde kullananlar ve paranoya karşı özel bir yakınlık ve ilgi duyarlar.Çünkü sarhoşluk , delilik , akli dengesizlik , sürrealistlerin arzuladığı aklın kontrolünü ortadan kaldırarak asıl benliğin ortaya çıkmasına zemin hazırlarlar. Böyle bir şuuraltı boşaltma eylemi , dengeli bir insan için anlamsız ve çılgın olacaktır.


Çocukluğa Dönüş ; Sürrealistlerde dikkati çeken bir başka husus , çocukluğa dönüş özlemidir.Zira çocukluk insanın hayatının en hür , en serbest , en gerçekçi dönemidir. Breton bu konuda şunları söyler ''Yaşama ne kadar inanırsak inanalım , sonunda gerçek yaşam kendini ortaya kor ve inancımız da kaybolur. Yaşamdan payına düşen söyle böyle , sıradan bir ömürdür. Düş kırıklığı içinde insan avuntuyu mutlu çocukluk günlerinde bulur.''



                                   TÜRK EDEBİYATINDA SÜRREALİZM AKIMI



Edebiyatımızda Sürrealizmin en önemli temsilcileri Cumhuriyet Döneminde boy gösteren Garipçilerdir.Orhan Veli Kanık , Oktay Rıfat Horozcu ve Melih Cevdet Anday'dan oluşan garipçiler I.Yeniciler Sürrealizmin özelliklerini eserlerine yansıtmışlardır. Bu üç sanatçı edebiyat hakkındaki görüşlerini Garip adlı kitapta toplamışlardır. Garipçiler ,ölçü , uyak gibi kuralların şiiri kısıtladığını ancak şiirin kalıplardan arınması gerektiğini dile getirmişlerdir.Sürrealizm ile örtüşen bu görüşlerinin yanı sıra daha birçok özellikleri onları sürrealist çizgiye yaklaştırmıştır.


6 Ekim 2015 Salı

İLKLERİ BAŞARAN TÜRK KADINLARI

Bu kadınları öncelikle listeleyip çekmecemin bir köşesine koymuştum. Aylar oldu ve ancak araştırabilme fırsatı buldum. Hepsini araştırdığımda hepsiyle gurur duydum. Ne cevherler var aslında ülkemizde . Hepsinin bir ortak yanı da var bu da zorluklarla mücadele ettikten sonra başarmalarıdır. İyi okumalar.

Prof. Dr. Remziye Hisar

İlk kadın kimyagerdir.

Uzun uzun yazmak yerine bir haber kaynağını paylaşmak istedim.






















SAFİYE ALİ

İlk Kadın Doktordur.

Osmanlı imparatorluğu döneminde çeşitli hizmetleriyle tanınmış bir ailenin kızı olan Safiye Ali , 1891 yılında İstanbul'da doğmuştur.Özel eğitiminin yanısıra Amerikan Kız Koleji'nden mezun olmuştur.Balkan savaşı günlerinde cepheden getirilen pek çok yaralı görüp doktor olmaya karar vermiştir.
Ancak ; onun bu isteğini gerçekleştirmesi zor olacaktı. Çünkü o yıllarda bir kadının tıp öğrenimi görmesi olanaksızdı.Oldukça yetenekli ve başarılı bir kişi olarak dikkatleri çeken Safiye Ali , dönemin Maarif Vekili Şükrü Bey'in desteği ile Almanya'ya tıp eğitimine gönderilir.
Bu ülkede kadın ve çocuk hastalıkları üzerine ihtisas yapan Safiye Ali , Kurtuluş Savaşı'nın sona erdiği günlerde yurda döner ve hemen işe başlar.Kısa sürede Cağaloğlu'nda açtığı klinikte tedavi etmeye başlayan Safiye Ali , o dönemin ünlü doktorlarından Besim Ömer Paşa , Akil Muhtar ve Operatör Emin Bey'den destek görerek süt ve bakımevlerinde çalışır.


Ayrıca Türkiyeyi yurtdışında ki tıp kongrelerinde temsil eden Safiye Ali , bir zaman sonra sağlık nedeniyle eşiyle birlikte Almaya'ya gider ve mesleğini burada sürdürür.Yakalandığı kanserden kurtulamayan Safiye Ali 1952 yılında yaşamını yitirir.



SÜREYYA AĞAOĞLU

İlk Kadın Avukattır.

Türkiye'nin ilk kadın avukatı ve kadın hakları savunucularındandır.Ünlü düşünür ve siyasetçi Ahmet Ağaoğlu'nun kızı , yazar ve siyasetçi Samet Ağaoğlu'nun kızkardeşidir.
Lise yıllarında sınıfta cumhuriyet rejiminden söz ettiğinde arkadaşlarının ; gavur olarak çağırdığı Süreyya Ağaoğlu , avukat olmayı kafasına koyar. Hukuk fakültesin kaydını yaptırmak istediğinde ise ; engellerle karşılaşır. O yıllarda kız öğrenci olmadığından , üniversitesnin rektörü olan Haldun Taner'in babası Selahattin Bey'e başvurur.

Dönemin kadınlarının henüz çarşafla dolaştığı bir zamanda başını bile kapatmadan görüşmeye giden Ağaoğlu , Selehattin Bey'e fakülteye girmek istediğini söylediğinde , odanun içi nde kahkahalar yankılanır.Ancak Süreyya Ağaoğlu , bu direnişin ardından kendisi gibi avukat olmak isteyen 3 öğrenci arkadaşını daha götürünce , size hemen fakülte açalım cevabını alır. O yıllarda öğleden önce erkeklere , öğlenden sonra ise ; kadınlar ders izleyebiliyor ve oldukça da yorucu olduğundan , fakültenin çabası yalnızca bir dönem sürmüş. İstanbul Hukuk Fakültesi'nden mezun olmuştur.
1948 yılında Berlin , Milletlerarası Hukukçular Derneği Komisyonu üyesi olan Ağaoğlu , Hür Fikirleri Yayma Derneği , Türk-Amerikan Üniversitesi Derneği ve Süreyya Ağaoğlu Çocuk Dostları Derneği'nide kurucusudur.
Süreyya Ağaoğlu ; Gördüklerim ve Bir Hayat Şöyle Geçti adlı kitaplarıyla çeşitli hukuki makaleleri bulunuyor.
İstanbul'da katıldığı Kadın Hakları ve Çağdaşlaşma konulu panelden ayrılırken düşen Ağaoğlu , beyin kanaması geçirdi ve tüm çabalara rağmen kurtulamadı. 29 Aralık 1989'da İstanbul'da vefat etmiştir.










SABİHA BENGÜTAŞ

İlk Türk Kadın Heykeltraştır.


Heykellere şekil veren ilk kadın parmakları Sabiha Bengütaş'a aittir. O Türkiye'nin ilk kadın heykeltraşıolarak tanınıyor. Atatürk, İsmet İnönü, Abdülhak Hamid, Ahmet Haşim, Bedia Muvahhit gibi tarihte iz bırakan pek çok kişi onun parmaklarında yoğurduğu çamurla abideleşmiştir.

1904 yılında dünyaya gelen Sabiha Bengütaş, babasının Şam'da görevlendirilmesiyle eğitimini Şam'da Fransız Katolik Okulu'nda yapmıştır. İstanbul'a dönmelerinin ardından Köprülü Fuat Paşa Okulu'na devam edip mezun olmuştur. Küçük yaşlarda güzel sanatlara ilgi duyduğundan henüz liseyi bitirmeden 16 yaşındayken Sanayi-i Nefise Mektebinin resim bölümüne kaydolmuştur. Kendi kendisine antik bir büstü kopya eden Sabiha Bengütaş'ın bu yaptığını gören heykel öğretmeni, kendisinin yaptığına başta inanmadıysa da, daha sonra ikna olunca onu destekleyip okulun heykel bölümüne ilk kız öğrenci olarak alınmasına yardımcı oldu. Yeteneği kısa sürede farkedilen Bengütaş, okulunu birincilikle bitirdi. Roma Güzel Sanatlar Akademisinde ihtisas yaptı. İtalya'da büyük deneyimler kazanan Sabiha Bengütaş, Taksim Meydanındaki Atatürk abidesini yapan ünlü İtalyan heykeltraş Canoci'nin asistanlığını yaptı. Abdülhak Hamid'in torunu Emin Bey ile evlenen Sabiha Bengütaş, kocasının diplomat olması nedeniyle birçok yabancı ülkede bulundu, mesleğini bu ülkelerde sürdürdü.


Geleneksel Galatasaray sergisine 1925 yılında katılan ilk kadın sanatçılardan biri olan Bengütaş, 1938 yılında Atatürk ve İnönü için açılan heykel yarışmasında birincilik aldı. Atatürk heykeli Çankaya Köşkünün bahçesinde, İnönü heykeli ise; Mudanya'da bulunmaktadır. Uzun yıllar çalışmasını sürdüren Bengütaş, 1992 yılında yaşamını yitirmiştir.

SEMİHA ES

İlk Türk Kadın Savaş Muhabiri ve Fotoğrafçısıdır.



İlk Türk kadın savaş muhabiri ve fotoğrafçı. Ünlü gazeteci Hikmet Feridun Es'in eşi ve ilk kadın savaş fotoğrafçılarından sayılıyordu. Fotoğrafa eşinin röportaj seyahatleriyle başladı. Eşi ile gittiği Kore'de Hürriyet Gazetesi savaşın görüntülenmesi için Semiha Es'i görevlendirdi. 12 Aralık 2012'de 100 yaşında İstanbul, Balmumcu, Beşiktaş'taki evinde vefat eden Es'in naaşı Zincirlikuyu Mezarlığı'nda eşi Hikmet Feridun Es'in yanına defnedilmiştir. 


İCLAL ERSİN

İlk Kadın Muhasebeci 
İlk Kadın Banka Müdürü
İlk Kadın Ekonomi Doktoru 
Yurtdışına bankacılık eğitimi almaya gönderilen ilk kadın

Türkiye'de kadın olarak pekçok ilke imzasını atan İclal Ersin, ilk kadın muhasebeci, ilk kadın banka müdürü ve ekonomi doktorudur.
1928 yılında Adana Türkiye İş Bankası Şubesi'nde muhasebeci olarak göreve başladı. İclal Ersin, Türkiye İş Bankası'nın ilk imza sahibi kadın elemanı. İlk kadın Şube Müdürü. Kandilli Lisesi'nde okurken İş Bankası'nda çalışmaya başladı. Kısa süre sonraMuhasebe Müdürü olup, imza yetkisi alarak, banka tarihine geçti. İş Bankası'nın kurucusu Celal Bayar tarafından Atatürk'e ilk kadınmuhasebeci olarak tanıtılınca, Atatürk'ün ilgisini çekmiş, en büyük arzusunun yurtdışında eğitim almak olduğunu söylemesi üzerine, Türk kadınının gelişmesine ve iş yaşamında yer almasına çok önem veren Atatürk tarafından 1939 yılında Cenevre'ye eğitime gönderildi.

SABİHA GÖKÇEN

İlk Türk Kadın Pilottur.

Türkiye'nin ilk kadın pilotlarından birisidir ve dünyanın ilk kadın savaş uçağı pilotudur. Mustafa Kemal Atatürk’ün sekiz manevî evladından birisi idi. Uçuş kariyeri boyunca 8.000 saat civarı uçuş gerçekleştirdi; bunlardan otuz ikisi muharebe görevi idi.  Adı,Sabiha Gökçen Uluslararası Havaalanı'na verilmiştir.



Sabiha Gökçen kimdir, Türkiye’nin ilk kadın pilotu ve dünyanın ilk kadın savaş pilotu olan Sabiha Gökçen,1996 yılında, havacılık tarihine yaptığı katkılardan dolayı Amerikan Hava Kurmay Koleji tarafından “Adını Dünya Tarihine Yazdıran 20 Havacıdan Birisi” olarak seçilmiştir. Atatürk’ün manevi kızıdır.
Sabiha Gökçen, Hafıs İzzet Bey ve Hayriye Hanımçiftinin ikinci çocuğu olarak, 22 Mart 1913 tarihinde,Bursa’da dünyaya geldi. Küçük yaşta babasını kaybetmesi üzerine, abisi tarafından eğitimine destek verilen Gökçen, 1925 yılında, Bursa gezisinde olan Mustafa Kemal ATATÜRK ile tanıştı. Hayat hikayesini öğrenen ve içinde bulunduğu maddi koşulların okuması için yeterli olmayacağını düşünen Atatürk tarafından, ailesinin izni ile evlat edinilerek İstanbul’a yerleşti ve de Üsküdar Kız Lisesi’nde eğitimini sürdürdü.
1935 yılında, Türk Hava Kurumu bünyesinde bulunan Türk Kuşu Sivil Havacılık Okulu‘na kaydolan Gökçen, bu eğitimi başarıyla tamamlamasının ardından Kırım’a giderek Koktebel Yüksek Planör Okulu’nda altı ay süreyle planör eğitimi gördü.


İlk motorlu uçuş deneyimini 25 Şubat 1936 yılında gerçekleştiren Gökçen, Atatürk’ün isteği üzerine, o dönemde kadın öğrenci almayan Eskişehir Uçuş Okulu’nda 19361937 yılları arasında özel uçuş eğitim aldı.
Dersim Olayları’nı bastırmak üzere görevlendirilen ve 1937 yılında Tunceli Harekatı’na katılan Gökçen, bu harekattaki rolü sayesinde dünya tarihinin ilk kadın pilotu ünvanını kazandı ve Türk Hava Kurumu tarafından İftihar Madalyası ile ödüllendirildi.
1938 yılında, beş gün süren bir Balkan turuna çıkarak dünyadaki kadın pilotlara ilham veren Gökçen,19381955 yılları arasında Türk Hava Kurumu’nun uçuş hocalarından birisi olarak hizmet verdi.1940 yılında Üsteğmen Kemal Esiner ile dünya evine giren Gökçen’in evliliği, 12 Ocak 1943tarihinde, eşinin zamansız vefatı sona erdi.
Uçuş kariyeri boyunca 22 farklı sivil uçağı ve savaş uçağı ile uçma deneyimini yaşamış olan Sahiba Gökçen, hayatının son uçuşunu 1996 yılında, 83 yaşındayken onuruna verilen Amerika gezisinde gerçekleştirdi ve 22 Mart 2001 tarihinde, Gülhane Askerî Tıp Akademisi’nde hayata gözlerini yumdu.
Gökyüzüne bağlı anlamına gelen Gökçen soyadı Mustafa Kemal ATATÜRK tarafından kendisine 19 Aralık 1934 yılında verildi. Hayatı boyunca Türk havacılığına büyük katkılarda bulunan ve Türk kadınının dünyadaki statüsünü yükseltmek için çalışan Sabiha Gökçen’e başarılarından dolayı T.H.K, Uluslararası Havacılık Federasyonu, Romanya Ordusu, A.B.D. dahil olmak üzere çeşitli ordu, dernek ve kuruluşlardan toplam 30’un üzerine nişan, liyakat madalyası, plaket ve bröve taktim edildi. AdıUluslararası Sabiha Gökçen Havaalanı’na verilerek onurlandırıldı.



Ve birçok daha ilkleri başaran öncü kadınlarımız...

·        İlk kadın arkeolog: Jale İnan (1943)
·        İlk kadın avukat: Süreyya Ağaoğlu (1925)
·        İlk kadın bakan: Türkân Akyol (1971)
·        İlk kadın başbakan: Tansu Çiller (1993)
·        İlk kadın başhekim: Gönül Bingöl
·        İlk kadın belediye başkanı: Sadiye Hanım (1930)
·        İlk kadın büyükelçi: Filiz Dinçmen (1982)
·        İlk kadın çöpçü: Elif Yazgan
·        İlk kadın danıştay başkanı: Füruzan İkincioğulları (1994)
·        İlk kadın danıştay üyesi: Şükran Esmerer
·        İlk kadın diplomat: Adile Ayla
·        İlk kadın dişhekimi: Ferdane Bozdoğan Erberk
·        İlk kadın doktor: Safiye Ali
·         İlk kadın eczacı: Rukiye Kanat Arran
·         İlk kadın emniyet müdürü: Feriha Sanerk (1953)
·         İlk kadın fotoğrafçı: Semiha Es
·         İlk kadın gazeteci: Selma Rıza
·         İlk kadın genel müdür: Mükerrem Aker
·         İlk kadın hakim: Suat Berk
·         İlk kadın hastane müdürü: Feriha Bardakçı
·         İlk kadın hava kameramanı: Özge Deniz Özker
·         İlk kadın hazine genel müdürü: Aysel Gönül Öymen
·         İlk kadın hemşire: Esma Deniz
·         İlk kadın hesap uzmanı: Müşeref Çallılar ve Güzide Amark
·         İlk kadın heykeltıraş: Sabiha Bengütaş
·         İlk kadın jet pilotu: Leman Altınçekiç (1958)
·         İlk kadın karakol amiri: Nevlan Kulak
·         İlk kadın kaymakam: Özlem Bozkurt

·         İlk kadın kimyager: Prof.Dr. Remziye Hisar



5 Ekim 2015 Pazartesi

YENİ BAŞLANGIÇLARA MERHABA..

Hayat ne kadar da hızlı geçiyor. Yazmam aslında yazamamamı yaşam mücadelesi ile doğru orantıda. Geçmiş yazılarıma bakıyorum da bir o kadar eğlenerek yazıyormuşum. Zaman geçtikçe yaş ilerledikçe olgunlaşıyor insan. Çocuk ruhumu kaybediyorum gibi hissediyorum. Bu telaş benim sanki gerilememi yeni şeyler keşfedip yazamamamı aslında tam olarak bunları bahane ettiğimi gösterir.

Neyse ki sonbahar ile birlikte yeni bir mevsim , yeni okuma kitapları ve yeni keşiflere başlayacağım. Acı çekme arzum , mazoşist yanımı bir tarafa bırakıp daha pozitif bakacağım. Çünkü hayat çok kısa zaten ne katabilirsem kendime ve etrafımdakilere ..

Merak edeceğim ,bu sene okulumu bitireceğim ve sertifikalara doyacağım bir kış dönemi belirledim kendime. Siz de bana etkinliklerden bana bir şey katacak linklerden bile bahsedebilir siniz ?
Ve başlıyorum araştırmalarıma ve yeni şeyler öğrenmemize..
Sevgiyle..

27 Ağustos 2015 Perşembe

HOYRATÇA ÖZLEMELİ İNSAN DAĞILMIŞ DUYGULARDAN..

Zaman kaybı dilimi size ne çağrıştırıyor ?

Özlemek peki ? Hemde tanımadığın birini..

Rüyalarında acı çeker mi bir insan ? Ya da huzursuzca gecenin bir vakti uyanıp dolanır mı usulsüzce..

Dağılır mı bir insanın hayatı ?

Aşk mı ? Aşk sandıklarımız mı ?

Zor da değil imkanız da değil aslında..

Beyinler ve ruhlar farklı yaşarlar küçük farklarla..

Kapanına kısılmış fare gibi tek bir yerden başlar acı..ve sonra nefes alamaz olursun..
Sonra ufaktan uykun gelir ve sonsuza kadar uyursun...

Bir başkasına aşık olabilme ihtimalin bile kalmaz çünkü tükenmiştir damarda ki kan..
Kaç kez daha düşüp kalkmalı insan bu acılardan..


Kaç kez daha okunmalı bu mısralar bıkmadan..
Beklemeli mi diye düşünürken ayların geçtiğinin farkına varamaz insan..
Bir bakmışsın çiçeklerin solmuş susuzluktan..




Benim gönlüm var o adamda..
Ne gönül ama hoyratça...



28 Temmuz 2015 Salı

SAHİDEN DEPRESYON

Zamanı gelmiştir artık yolculuğa çıkmanın. Çünkü insan kendinde bulamaz daha fazla devam edebileceği gücü. Hayat karmaşalarla doludur. Hiç bir şey yolunda gitmiyor gibidir . Hatta tatile gideceği heyecanı bile yoktur içinde insanın. Hissettiği tek şey yaşlandığıdır insanın. İşte böyle bir ruhhane dünyam var. Çok özlediğim biri var , özlendiğini bildiği birde. Çünkü karşılıksız değildir özlemler. Aradığım şey huzurdur , iç huzur , kafanı yastığa koyduğunda ölmüş gibi uyamak ve hiç uyanmamak. En azından uykuya doymak çünkü uykusuzluk deprosyonun etkilerini göstermeye başlamıştır. Belki de ışık tutacak bir heyecan bile heyecanlandırmamaya başlamıştır.



Galiba ben bu hayat değişikliğini hemde köklü olarak besleyemedim ve kabullenemedim. Önce bu fikir yağmurlu bir günde ıslandıktan sonra aldığım bütün pis olumsuz etkilerden dolayı olduğunu düşündüm. Daha sonra her gün 4 saat yolculuk yaparak ayakta otobüste pis kokan insanların , kıroların , abazaların hatta birbirine parazit olarak yapışarak nefes alan insanların arasında ruhumu kaybetmeye hayatımın bakış açısının , enerjimin sömürüldüğünü görmeye başladım.
Neyse ki tatilden döndükten sonra bunun hal ve çaresine bakıcağım ve en azından bu dediğim tüm pislikleri ailemi görmek için gideceğim.

İstanbul'un koşulları , ülkemizde yaşanan terör olayları , şehitlerimiz , vatan hainleri ve iç savaşlar başlamış medya ile kapatılmakta olan bir dönemde yaşıyoruz. Bu olayların nedeni özgürlük mücadelesi , toprak meselesi , güç göstergesidir. Ben inanıyorum ki gerçekten savaş çıksa yine fakirler ölür ,gider cephede savaşır bu ülkede şehit olurlar ancak olan yine fukaralara olur. Bu ülke bu zamana kadar kolay gelmemiş ülke ekonomisi gelişmiş ülkeler arasına girerken bu gerileyici olaylar meydana gelmiştir. Doğucak yeni nesillerin hiçte iyi bir döneme geleceklerini düşünmüyorum.
Hal böyle iken insan ister istemez olumsuzluklara kapılabiliyor.

İşimden , ailemden hatta kendimde bile sıkılmış durumdayım. 3 gecedir sivrisineklerin ve sıcakların verdiği rahatsızlıktan dolayı uyuyamamakta hatta bunalmış durumdayım.
Her şeyden herkesten kaçıp biraz kendimle baş başa kalmalıyım. Neyse ki doğru bir adres gidip Kaş'ta inzivaya çekilecek , bolca güneşlenip , kulaklıklarım eşliğinde kitabımı okuyacağım. Geceleri bir kadeh şarap içip istediğim saatte uyuyup istediğim saatte uyanıp yine günü tekrarlayacağım.
Kendime geldiğimde kalbimin sesini dinleyip seni arıyacağım. Hayallerimi süsleyen adam , geceleri düşlemekten kendimi alamadığım saatlerce resimlerine bakıp bakıp yeni birşey paylaşmışmı diye merak ettiğim içimi titreten adamım. Seni çok özledim. Hemde kendimi kaybetmişliğimin arasında bile....



19 Haziran 2015 Cuma

BU BİR CESARET EDİLİP GÖNDERİLEMEYEN DOĞUM GÜNÜ MESAJIDIR..GEÇMİŞTİR ZAMANI AMA ANLAMI BELKİ DE HALA AYNIDIR.

Sana somut bir hediye vermek yerine soyut bir duygu armağan etmek istedim. Çünkü bazı şeylerin anlamları elle tutulur değil. Geldiğin günden bu yana bir tık öteye geçemedim. O kadar mesafeler var ki aramızda , manzarayı görebilmek için o dağın tepesine çıkmalıyım. Çıkmak için çabalarımın sen tarafından elle tutulur yanı yok. Bazen gözlerimi kapattığımda ılık nefesini yüzümde hissediyorum.Kayboluyorum sonra bir labirent gibi çıkamıyorum senden..
Bazı geceler o kadar çok aramak sana sığınmak istiyorum ki..tarifi yok..bazen sana sarılmak istiyorum ama sadece uzaktan bakıp gülümsüyorum.
Aslında ne hissettiğimi  tarif edemiyorum bazen en yakın iki dost gibi , bazen aptal aşık gibi.
Ama biliyorum ki bazen saçmalıyorum , o çok olan özgüvenim altüst oluyor..
Korkum red edilmek değil ya da hissetiklerime karşılık bulamamak değil..

Bazı şeylerin tarifi yok sana hissettiklerimde. Belki hoşlantı ,belki elde edememek . Hayatımda netlik olmayan aslında net olmasını da istemediğim bir hissin. Yazmak geldi içimden çünkü ilk defa yazmıyorum sana , daha önce de yazmıştım..
Seni tanımak ama aslında tanımamak böyle özel kalmanı istiyorum kendimde..İyi ki burdasın ve klasik hayatın bana kattığı ve özel hissettirdiği kişilerden birisin.
Doğum günün kutlu olsun.


17 Haziran 2015 Çarşamba

İLGİNÇ YASAKLAR..

Singapur  -

- Sokakta çiklet çiğnenmesi para ya da hapis cezasıyla sonuçlanır.  
- Çiklet satışı yasaktır.  - Homoseksüellerin bu ülkede yaşaması yasaktır.
- Ön sevişme dışında oral seks yapmak yasal değildir.  
- Pornografi yasaklanmıştır.  
- Pronografi kapsamına girdiği için evde çıplak dolaşamazsınız.  
- Umumi tuvaletlerde sifonu çekmemeniz sonucunda yüksek para cezasına çarptırılabilirsiniz. 
- Ülkeye üzerinizde sigarayla giriş yapmanız hakaret olarak kabul edilir. 
- Halka açık yerlerde sigara içmek yasaklanmıştır.
- Caddede karşıdan karşıya geçen bir yayaya 50 metreden fazla yaklaşmak yasaktır. 
- Tiyatro ve sinemalarda arkadakilerin dikkatini dagitacak sekilde sapka giymek yasaktir.
- Eğer üç kez sokağa çöp atarken yakalanırsanız, üzerinde "Ben çevremi kirletiyorum." yazısı bulunan bir önlükle, Pazar günleri sokakları temizlemek zorundasınız. Ve bu, yerel basın tarafından duyurulur. 

Tayland  

- Eğer iç çamaşırı giymiyorsanız, evden dışarı çıkmanız yasalarla yasaklanmıştır. 
 - Araba kullanırken bir gömlek giymeniz şarttır.  
- Eğer sokağa çiğnenmiş bir sakız atarsanız, 600 dolarlık para cezası alırsınız.  
- Eğer cezayı ödemeyi reddederseniz, hapse girersiniz.  
- Kimse Tayland parasının üzerine basamaz.

Avustralya  

- Avustralya'da ömür boyu hapis cezasının süresi 25 yıldır. 
 - Çocukların sigara satın alması yasaktır ama sigara içmeleri yasak değildir. 
 - Boş bir otomobilde araba anahtarı bırakmak kanunen yasaklanmıştır. 
 - Siyah giysiler, keçe ayakkabılar giyip, yüzünüze siyah renk ayakkabı boyası sürerek sokaklarda gezmeniz yasaktır. 
 - Nedeniyse, bunun, kedi hırsızlarının kullandığı bir metod olması.  
- Yayalar için belirlenmiş yolun sağ tarafından yürümek yasaktır. 
- Avusturya İletişim Dairesi'nin (ACA) yaptığı düzenlemelere göre, 1991'de çıkan bir telekomünikasyon yasasına göre; bir modem ilk çalışta cevap veremez. Veriyorsa, o zaman ACA tarafından geçersiz olarak ruhsatlandırılır ve bunun cezası 12 bin Avustralya dolarıdır. 
 - Taksi şöförleri bagajda bir saman balyası taşımak zorundadırlar.  
- Seks yapabilmenin yasal yaşı 16'dır.  
- Ancak eğer seks yapacak kişi, daha yaşlı birinin gözetimi ya da bakımı altındaysa, o zaman seks yapabilmenin yasal yaşı 18'dir.


Meksika Guadalajara Bölgesi

 - Guadalajara şehrinde kamu görevlisi olarak çalışan kadınların, çalışma saatleri içinde, mini etek ya da herhangi başka bir "provokatif" giysi giymeleri yasaktır. 
 - Halka açık alanlarda, yüksek sesle küfredilmesi yasalara aykırıdır. 
 - Aguascalientes Bölgesi Çıplak olarak yapılan her türlü sanatsal gösteri kanunen yasaktır. 

Japonya 

- Reşit olma yaşı yoktur. (Bu yasa, 1999'da iptal edilmiş, yeni düzenlemeye göre reşit olma yaşı 13) Kore 
 - Trafik polisleri, sürücülerden aldıkları bütün rüşvetleri rapor etmek zorundalar. 

Çin  

- Koleje gitmek için entelektüel biri olmak zorundasiniz.
 - Sadece tek çocuk sahibi olabilirsiniz.  
- Yoksa ceza ödersiniz. Üniversiteye gidebilmek için zeki olmanız gerekiyor. 
- Çin'de bir insanı boğulmaktan kurtarmak, o kişinin kaderini değiştirmek anlamı taşıdığından yasak.

ABD

 - North Carolina'da yürürken aksırmak yasaktır! Cezası 100 Dolar! 
- Pennsylvania'da banyoda şarkı söylemek yasaklanmıştır! 
- Utah'da Koca karisinin işlediği her türlü suçun sorumluluğundadır.
 - Washington'da lolipop yemek yasaktır. 
- Vermont'da su altında ıslık çalmak yasaktır. 
- Böcekler dahil hiçbir canlının öldürülmesine izin verilmeyen ABD’nin Arkansas eyaletinde kocanın karısını ayda bir dövmesi normal karşılanırken, birden fazla dövmesi yasaklanıyor.
 - Toplu tasima aracina en fazla 7 kisi binebilir. 
 - Toplu tasima araclarinda kadinlarin erkeklerin kucagina arada yastik olmadan oturmalari direkt 6 ay hapisle cazalandirilacaktir.  
- Auburn`da yasi kac olursa olsun bir bayanin bekaretini bozan erkek 5 seneye kadar cezaya carptirilabilir.4
 - Seattle`da uzunlugu 150 cm`den uzun tufek tasinamaz. 
 - Ailesi zengin oldugu icin kimseyle dalga gecilemez, kucumsenemez, dislanamaz..  
- ABD'de California eyalet yasalarına göre, kadınların sabahlıkla araba kullanmaları ve otel odalarında portakal soymak yasak.  
- Los Angelas'ta ise, erkeklerin karısını deri kemerle dövme hakkı bulunuyor. Ancak kemerin kalındığı en fazla 5 santimetre olmak zorunda.


DİĞER ÜLKELER

  - Arabasinin altinda birinin bulundugunu gören sürücünün otomobilini çalistirmasi yasaktir.(Danimarka) 
 - Otomobilinin karsisina at arabasi çikan sürücü, otosunu kenara çekmek zorundadir. Her sürücü, at arabasini otomobilin geldigi yönünde uyarida bulunacak bayrakli bir kisi de tasimak zorundadir. (Danimarka)  
- Demiryolunda öpüsmek yasaktir. (Fransa)  - Domuzlara ''Napolyon'' isminin verilmesi yasaktir. (Fransa) 
 - Yagmur yagarken çimler sulanamaz. (Kanada)  - Kapilar ve pencereler pembe renkte olmak zorundadir. (Kanada- Kanata)  - Agaca tirmanmak yasaktir. (Kanada-Oshawa)  
- Bank Street'te pazar günleri dondurma yemek yasaktir. (Kanada-Ottawa)  - Yong Caddesi'nde ölü atlari pazar günü sürüklemek yasaklanmistir.(Kanada-Toronto)  
- Kadinlarin toplu tasim araçlarinda çikolata yemesi yasaktir. (Ingiltere) 
 - Tropikal balik saticilari hariç! kadinlarin halka açik yerde üstsüz gezmesi yasaktir. (Ingiltere-Liverpool)  
- Etek giyen erkekler tutuklanir. (Italya) 
 - Pazar günleri balik avlamak yasaktir. (Iskoçya)  - Inek sahiplerinin sarhos olmasi yasaktir. (Iskoçya)
  - Kapinizi çalip sizden ''klozetinizi isteyen birini'' içeri almak zorundasiniz. (Iskoçya)  - Pazar günü çamasir asmak yasaktir. (Isviçre) 
 - Pazar günleri pembe pantolon giymek yasaktir.(Avustralya- Victorio)  
- İngiltere'de içki ruhsatı bulunan pub, bar gibi yerlerde sarhoş olmak yasak. 
 - Kadınların toplu taşıma araçlarında çikolata yemesi, on yaşından küçük çocukların çıplak vitrin mankenlere bakması, milletvekillerinin avam kamarasına kurşun geçirmez yelekle girmesi ve otobüste uyuyakalmak da yasak.  
- Danimarka'da hapishaneden kaçmaya çalışmak suç değil.  
- Fransa'da rayların üzerinde öpüşmek yasak. 
 - Sabah sekiz ile akşam sekiz saatleri arasında radyolarda çalan şarkıların yüzde 70'inin Fransız bestecilere ait olması şart. Domuzlara Napolyon adının verilmesi de suç. 
 - Hollanda'da pazar günleri bira ve şarap satmak, nehir olmamasına rağmen nehrin setlerini aşmak yasak. 
 - İtalya'da etek giyen erkekler, suç işlemiş sayılıyor. Kamuya açık yerlerde yemin etmek, tokat atmak, Mary adındaki kadınların fahişelik yapması da yasaklar arasında.  
- İzlanda'da tabelasında yazması koşuluyla sahte doktora izin veriliyor.  
- İskoçya'da bir ineğin yanında sarhoş olmak yasak. 
 - İsviçre'de pazar günleri çamaşır asılamıyor, araba yıkanamıyor, çim biçilemiyor. Apartmanlarda gece ondan sonra sifon çekilemiyor.  
- Avustralya'da çocukların sigara satın almaları yasakken, içmelerine ilişkin yasaklayıcı bir madde bulunmuyor. 
 - Kanada'da ordu yürüyüşünü yavaşlatanlara ise 300 dolar para cezası kesiliyor. 
 - Hawai'de ise kulakta para taşımak, Louisiana'da bir insanı ısırmak suç. 
 - Louisiana'da yeni çıkan bir yasaya göre, anaokulundan liseye kadar tüm öğrenciler öğretmenlerine "bayım" ya da "hanımefendi" demek zorunda 
- İskoçya’da kapıyı çalarak tuvalet ihtiyacı olduğunu belirten kişiyi içeri almak zorundasınız. - Danimarka'da hapishaneden kaçmaya çalışmak suç değil.
 - Paraguay ülkesinde düello yasal bir eylem. Yani yasal olarak bir kişiyi düelloya davet edebilir ve onunla hayatı pahasına müsabakaya girişebilirsiniz. Düello’yu kabul eden kişi eğer ölürse, yakınlarının veya çevresinin dava açmaya hakkı yok !

(ALINDIDIR.)