31 Ağustos 2016 Çarşamba

ANLAMSIZ NEFES ALIŞLAR

Normal  zamanlarda gelip bu saatte yazma isteği bulamazdım kendimde. Son zamanlarda iç sesimin gürültüsünden dış sesimi duyamaz oldum. O kadar çok susmaz oldu ki artık kendi kendime sesli konuşuyorum. Soruyorum mantıklı cevaplar veriyorum ama fiilen davranamıyorum. En çokta burada kızıyorum kendime. Söz geçiremiyorum kendime..

Diyorum ki kızım sen kendi kendine mutlu olan , neşeli , içi dışına sığmayan , güzel gamzeleri olan bir kız çocuğusun. Nedir bu bir insandan bu kadar kolay etkilene bilme yeteneğin ?
Bundan ortalama birkaç ay önce görüştüğüm hiç kimseye karşı bir şey hissedemezken ansızın giren karın ağrısı gibi şey de ne ?

Benim kaderim mi uzak diyarlarda oturan adamlara tutku duymak..
Gözlerinin içine 1 saatten de az bakıp 2 kez sarıldığım bir insana karşı konulmaz düşüncelerim ..

Anda kalıp zamanı durdurmak istesek ?
Ya da anı yaşayıp beklenti içine girmesek ?

Zamanın içine sığınıp olacakmış gibi beklemesek..Ya da olacağı varsa olur deyip olmayacak duaya amin desek...!!


Hepimizin içinde bulunduğu farklı karakterler vardır bende bu konuda hep başarısız oldum ya da kuantum fiziğine inanıp , beni düşünmeyen , aklına bile gelmeyen evren enerjisine inandım ve hiçte ispat edemedim..Benim onu düşündüğüm gibi onunda beni düşündüğü fikrinin altına saklandım..
Hiçte biri için çabalamadım bu yüzden en fazla birkaç satır yazı yazıp söküp attım..

Her yeni bir heyecan da hepsinden farklıymış gibi hissettim her birini , etrafıma dilediğim gibi anlattım , ballandırdım hatta reçel yaptım..ama hepsi şekerlenip çöpe atıldı ya da kaynatılmayı bekleyen cam kavanozda yıllanmaya yattı...

Hiç kimse bana bir şey bana katmadı dersem yalan olur . Evet acının , hüznün ve kavuşamamazlığın dışında yalan olur..Bunlarda güzel bence hala insan olduğunu , hissedebildiği gösterir.

Bu kadar duygusal boşlukta mıyız gerçekten hepimiz ?
Ya da hala gerçekten inanmak isteğim gibi atan kalp ritmi karşılıklı mı ?

Konumun , okulun , kaç üniversite bitirdiğin ya da vasfının mutlu etmediği , hayattan aslında beklediğinin bu olmadığının ne zaman farkına varır insan ?

Sokakta dolaşan kedileri okşayıp metroda karşılaştığım birine günaydın demeden geçen zaman sizce de boşuna değil mi ?
Çalıştığın işte kötü insanları çekmek zorunda mısın ? Sırf iyi kazandığın için..


Dayatılan hayatın içinde bir çiçek gibi değil miyiz ?
Biraz toprağa su  , güneşimiz de 3 öğün aldık mı yaşar gideriz ..
Ya peki sevmeye sevilmeye bu kadar üstünlük göstermeye çalışan egolarımızın kendimizi tükettiğinin havasız kalan toprak gibi verimsizliğe ardından da kurumaya gittiğinin farkında değil miyiz ?
Üzülerek cevap veriyorum ki değiliz....












29 Ağustos 2016 Pazartesi

EVRENNN

Vakti zamanı mutlu mesut yaşarken biran da insanın kendini mutsuz hissetmesi kötü bir şey.
Duygusal boşluk dediğiniz ve genelde tek taraflı hissetiğiniz şeylerin karşılığının olmaması kötü bir durum . Neden bazı konularda aceleci davranıp elimizde olan bu duyguyu tam anlamıyla yaşamadan bir üst boyuta geçmek istiyoruz ? Zamanın ne göstereceğini , akışın içinde hangi boyuta ulaşacağını beklemiyoruz . Yani ben en azından bekleyemiyorum .

İnsan gerçek aşkı bulduğunu nasıl anlar ?
Karşındakinin gözlerinin anlamından emin değilsen ne yapmalısın ?
Gerçekten de sadece sen mi hissediyorsun ?

Duygularla boğuşmaktan , başka insanlara yöneldiğim halde mutsuzluk duygusunu hissetmekten başka bir şey hissetmiyorum. Kendimden emin değilim.

Dün enerjisi çok yüksek bir arkadaşımla bu konuyu konuştuğumuzda zamanda aceleci davranmamı , akışına bırakmamı , çok da umursamamı tavsiye etti. Ben ise başladım bile acıklı şarkılar dinlemeye. Eyy evren ne olurdu bir şeyi de hünharca yaşasam..