7 Ekim 2015 Çarşamba

SÜRREALİZM


                                       
                                                     SÜRREALİMZ NEDİR ?

Sürrealizm , 20. yy.'ın başlarında Avrupa'da ortaya çıkan bir sanat akımıdır. Avrupa'da birinci ve ikinci dünya savaşları arasında gelişmiştir.Temelini , akılcılığı yadsıyan ve karşı-sanat için çalışan ilk dadaşstlerin eserlerinden alır. 1924 ' te Sürrealimz Manifestosunu hazırlayan şair Andre Breton'a göre gerçeküstücülük akımı , gerçek dışı anlamında değil aksine gerçeğin insandaki iz düşümü şeklinde bir yaklaşımdır.














                                       
           ÖZELLİKLERİ

Sürrealistler , Freud'un psikalanaliz yönteminden yola çıkmışlardır.

Sanatçı bilinç altındakileri dışa vurarak eserlerini oluşturur.

Akıl ve mantık değersizdir.İnsanı yönlendiren iç güdüleridir , bilinç altıdır.

Bu akıma göre edebi eserlerde bir kişinin
sevaplarnın yanında günahlarının , ahlaka uygun davranışlarının yanında uygun olmayanların da bulunması gerekir.

Bu akımların kurucuları , sanat hayatlarının ilk yıllarında dadaizmin etkisinde kalmışlardır.







                                                 İLKE VE NİTELİKLERİ

Akla Karşı Olma , Bilinçaltını Esas Kabul Etme ; Sürrealistlere göre sanattaki her türlü gerçek , yaratışın kaynağı bilinçaltıdır.Bugüne kadar ki dönemde insan , hayat ve sanatın hemen hemen tek belirleyicisi ve yönlendiricisi akıl , zeka ve mantık olmuştur.Halbuki böyle bir tavır , insanın son derece eksik ve tek yönlü olarak tanınmasına sebebiyet vermiştir.Üstelik bu tanıma onun yapmacıklı veya maskeli yanıdır.Bu yolla saf ve asıl insana ; onun gerçekliğine ulaşmak mümkün değildir.

Mizah ; Sürrealisteler , mizah ve alaya büyük önem verirler ; dolayısıyla sanatlarında alaycıdırlar . Onlar , hayat , toplum , insan ve olaylar karşısında alaycı bir tavır takınırlar. Bundaki amaçlanan , çevremizi , hayatımızı , inançlarımızı oluşturan değer ve müesselerin hakimiyetini ; bundaki akıl ve mantık dokusunu kırmaktır. Zira onlar yeni bir dünya kurma arzusundadırlar.Böyle bir dünyanın kurulabilmesi , insanın çıkar düşüncesinden , iki yüzlülükten kurtulması ile mümkün olabilecektir.

Harikulade ; İnsan aklı ve mantığının gerçek diye ortaya koyduğu değer ve doğruları aşma eylemidir. Harikalar aleminde komik , olağanüstü ve esrarlı şeyler bir aradadır. İnsanı , aklın kabul ettiği gerçeklerin dışında yer alan hayal ; fantezi , rüya ile yüz yüze getirir. Böylece akıl ve mantığın değerleri sarsılır.

Rüya ; Sürrealistler temel çağrışım tarzlarından biri rüyadır. Zira rüya insanın kendi iç dünyasına yönelme , bu dünyanın sırlarını yakalama imkanı verir. Rüyalar uyanıkken yaşadığımız gerçeklerden daha da gerçektir.Onlar , şuurumuzun bastırdığı şuuraltı gerçeklerin sembolik dilidirler.


Çılgınlık ; Akıl hastaları , uyuşturucu madde kullananlar ve paranoya karşı özel bir yakınlık ve ilgi duyarlar.Çünkü sarhoşluk , delilik , akli dengesizlik , sürrealistlerin arzuladığı aklın kontrolünü ortadan kaldırarak asıl benliğin ortaya çıkmasına zemin hazırlarlar. Böyle bir şuuraltı boşaltma eylemi , dengeli bir insan için anlamsız ve çılgın olacaktır.


Çocukluğa Dönüş ; Sürrealistlerde dikkati çeken bir başka husus , çocukluğa dönüş özlemidir.Zira çocukluk insanın hayatının en hür , en serbest , en gerçekçi dönemidir. Breton bu konuda şunları söyler ''Yaşama ne kadar inanırsak inanalım , sonunda gerçek yaşam kendini ortaya kor ve inancımız da kaybolur. Yaşamdan payına düşen söyle böyle , sıradan bir ömürdür. Düş kırıklığı içinde insan avuntuyu mutlu çocukluk günlerinde bulur.''



                                   TÜRK EDEBİYATINDA SÜRREALİZM AKIMI



Edebiyatımızda Sürrealizmin en önemli temsilcileri Cumhuriyet Döneminde boy gösteren Garipçilerdir.Orhan Veli Kanık , Oktay Rıfat Horozcu ve Melih Cevdet Anday'dan oluşan garipçiler I.Yeniciler Sürrealizmin özelliklerini eserlerine yansıtmışlardır. Bu üç sanatçı edebiyat hakkındaki görüşlerini Garip adlı kitapta toplamışlardır. Garipçiler ,ölçü , uyak gibi kuralların şiiri kısıtladığını ancak şiirin kalıplardan arınması gerektiğini dile getirmişlerdir.Sürrealizm ile örtüşen bu görüşlerinin yanı sıra daha birçok özellikleri onları sürrealist çizgiye yaklaştırmıştır.


6 yorum:

  1. Güzel ve bilgilendirici bir yazı olmuş. En çok mizah ve rüya sürrealizmlerini beğendim. Ayrıca şu söz de dikkatimi çekti.

    ''Rüyalar uyanıkken yaşadığımız gerçeklerden daha da gerçektir.Onlar , şuurumuzun bastırdığı şuuraltı gerçeklerin sembolik dilidirler.''

    Kısmen benzer bir sözü ben söylemiştim.
    Rüyarımızda hissediriz. Yağmurda yürür ıslanırız. Yağmuru hissederiz. Acıkırız yemek yeriz. Susarız bir nehirden su içeriz. Rüzgarı hissederiz. Sonra uyanır etrafa gerçek gibi bakarız. Fakat biz uyanana dek gerçeğimiz o rüyadır. Gerçeklik uyanıkken ya da uykudayken olan değil. Gerçeklik zihnimizdedir. Aklın nerde? derler ya çoğu zaman. Gerçeklik duygularımızla olduğumuz yerdir. Kim bilir belki bir gün öldüğümüzde de başka bir gerçeklikle uyanırız. (1 delinin günlükleri)

    YanıtlaSil
  2. Bende en çok çılgınlık kısmına bayıldım. Yüksek boyuta ulaşmamış şizofreni yanıma dayanarak. :)
    Aslında hepimizin içinde sürrealist bir taraf var. Senin yazında bu akıma kalıp olarak uymuş.Onu da çok beğendim o ayrı bir konu . Ve bence de hayatımızın her aşamasında semboller var göremediklerimiz , egolarımızla görmek istemediklerimiz. Bu konuyla ilgili de şunu da paylaşmak isterim ; Freud'a göre insan hayatında tayin edici unsur, libido veya seks dürtüsüdür. Sanat ise bir nevrozdur. Birtakım yasaklar sebebiyle bastırılmış duygular, ego tarafından sanata dönüştürülmekte, böylece sanatkâr kendini tatmin etmiş olmaktadır. Bir başka ifadeyle sanat, bilinçaltı duygu ve ihtiraslarının sembolleridir.

    YanıtlaSil
  3. Zaten öyle ki :) Freud'u bazıları sever ama bazıları sevmez. Ben detaylı bilgiye sahip olmadığım için yine de önyargıyla yaklaşmıyorum. Diğer yandan insanın cinsel dürtülerinin herkes dahil sanat ya da başka işlerle (aslında bastırılmış duygular) olduğu bana da pek mantıksız gelmiyor.

    YanıtlaSil
  4. Bütün insanlığın altında yatan sinir , öfke , hırs , ihtiras , sevinç , hüzün , savaş ve barış hepsinin doruk noktasına değinmiş Freud . Merkez üssü gibi birşey olmazsa olmaz , olursa bile tatmin edici boyutu nedir , kişiden kişiye değişir. Aslında altında ağır felsefe yatıyor. Bir nokta da işin içinden çıkılmaz hale geliyor.

    YanıtlaSil
  5. Felsefe candır :)
    İnsana düşünmeyi aşılayan ve çözüm odaklılık öğreten başka bir akım var mıdır ki :)?

    YanıtlaSil
  6. dengesiz ruhlar için oyundur bunlar. di mi ama?

    YanıtlaSil