2 Eylül 2014 Salı

EYLÜL MESELESİ...

Merhaba Arkadaşlar,
Eylül Ayının insanlarda bıraktığı ve hissettirdiği çağrışımlardan bahsetmek istiyorum.
Eylül ayı sonbahara doğru adım atmış yaprakların sararmaya yüz tuttuğu hafiften esen rüzgarın insanın içini serinlettiği , klimaların kapandığı camların açıldığı , giyim kuşamın biraz daha kalınlaştığı , akşamları hırkanı al çık moduna geçildiği , kışa doğru yaklaşan bir aydır...

EYLÜL kelimesi ;

* Eylül, Gregoryen Takvimi'ne göre yılın 9. ayı olup 30 gün çeker.
* Arapça eylûl, Süryanice "üzüm" anlamındaki aylûl'den (üzüm ayı) gelmektedir.
* Hristiyanlar bu aya "istavroz ayı", "haç ayı" ya da Karadeniz'de değiştirilerek "istavrit ayı" derler.
* Avram Galanti Bodrumlu yaptığı araştırmalar ile Türklük İncelemeleri kitabında Akadlıların altınca ayı olduğunu ve sevinçten haykırmak anlamına geldiğini savunmuştur.
* Eylül adının İngilizce karşılığı olan "September", Latince 7 anlamına gelen "septem" den gelir. Eylül, M.Ö. 153'e kadar, eski Roma takviminde 7. ay idi.
* Roma imparatoru Septimius Severus ile aynı anlama gelir.

Bir eylüldü başlayan içimde
Ağaçlar dökmüştü yapraklarını
Çimenler sararmıştı
Rengi solmuştu tüm çiçeklerin
Gökyüzünü kara bulutlar sarmıştı
Katar gidiyordu kuşlar uzaklara
Deli deli esiyordu rüzgar
Dağılmıştı yazdan kalan ne varsa
Yaşanmamış bir mevsim gibiydi bahar

Neydi o bir zamanlar
Sevmişliğim, sevilmişliğim
O heyheyler, o delişmenlikler neydi
Ne bu kadere boyun eğmişliğim
Ne bu acıdan korlaşan yürek
Ne bu kurumuş nehir; gözyaşım
Önümdeki diz boyu karanlıklar da ne
Ne bu ardımdaki kül yığını; elli yaşım

Beni kötü yakaladın haziran
Gamlı, yıkık eylül sonuma
Bir ilk yaz tazeliği getirdin
Masmavi göğünle
Cana can katan güneşinle
Pırıl pırıl engin denizinle girdin içime
Çiçekler açtı dokunduğun
Çimler büyüdü yürüdüğün
Ve güller katmer oldu güldüğün yerde

Başımda senin kuşların kanat çırpıyor şimdi
Oldurduğun yemişlerin ağırlığından
Dallarım yere değiyor
Güneşi batmadan saçlarının
Bir dolunay doğuyor bakışlarından
Gün boyu senden bir meltem esiyor yanan alnıma
Uykusuz gecelerim seninle apaydınlık
Başım dönüyor, of başım dönüyor yaşamaktan
Ölebilirim artık

Ölme diyorsan; gitme kal öyleyse
Sarıl sımsıkı, tenim ol, beni bırakma
Baksana; parmak uçlarım ateş
Lavlar fışkırıyor göz bebeklerimden
Hadi gel, tut ellerimi, benimle yan
Benimle meydan oku her çaresizliğe
Benimle uyu, benimle uyan
Birlikte varalım on üçüncü aylara

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

Bir Eylül ayıdır bende sardım şiirlere hayra alamet gidiyorum..Hoşuma gidiyor bu duygusallık şeysi..
Uzun zamandır hissetmediğim şeyleri hatırlatıyor bazen ise hatıralarımı..
Sahi nedir beni bundan alı koyan 
Korku mu 
Kaybetmek mi
Acı çekmekten korkmak mı...

27 Ağustos 2014 Çarşamba

BAŞLIKSIZ HİSLER..


Selam arkadaşlar uzun aralıklarla burada oluyorum ve yazmak gibi güzel duygulardan eksik yaşıyorum.Bahanem çok yoğun olmam evet ama biraz da heveslenmekle ilgili içinizden gelmez ya hani öyle bir duygu.
Umarım günleriniz aylarınız ve yıllarınız güzel geçiyordur.Aslında her şey aynı..aynı iş aynı ev aynı otobüs aynı insanlar..farklılık katmak lazım arada yoksa bunalıverirsiniz..
Beni sorarsanız bunalıverdim garii ..:D
Başka şehire yerleşme durumum gittikçe şekilleniyor..zamanını devamlı ertelediğim için olmuyor olmuyor..
Bunu oluruna  bırakarak gitmek o kadar basit ki ama arka da bıraktığın insanları da düşünmek  beni bilinmeze sokuyor..
Yaşımın genç olmasına içimin cıvıl cıvıl olmasına rağmen kendimi çok şey yaşamış ve bıkmış kadar yaşlı da hissetiğim günler oluyor..
Hayatı uç noktalarında yaşamak heyecan verici olduğu kadar insanı yıpratıcı da olabiliyor..Hani daldan dala gibi de bir tabir vardır ya bu da aynı şey...






Ne istediğinizi hayattan ne beklediğinizi ya da hedeflerinizin ne olduğunu gerçekten iyi tasvip etmeniz gelecekti hayatınızın nasıl olmasını istediğiniz sizin elinizde gibi nutuklar söylemiceğim.Sonuçta kişisel gelişimci değilim :D ama olabilirim küçük bir gönderme yapabilirim arada bu da normal...
Burada gelip olumsuz olumsuz konuşmak can sıkıcı olabilir ama insanın içinde melankoli olması arada iyidir.
Hiç bir şey hissedememekten ise çok yoğun duygular hissetmeyi tercih ederim..
Çünkü ben hissederek yaşamayı , zaman geçirmeyi , seviyorsam seviyorum demeyi , dans etmeyi , sesim kötü bile olsa şarkı söylemeyi , körü körüne sarılmayı , sahiplenmeyi , değer bilmeyi ve en güzeli de saygı göstermeyi bilirim...
Bedeninizi rahatlatmak için kimsenin duygularını kullanmayın.Bunun günahı büyüktür.İnsanı yaralar ve özgüveni ve kimseye güvenemez duyguları oluşturur.




Geçenlerde doğum günümdü 23 yaşıma girdim ne kadar da gencim öyle değil mi hayatımın toz pembe dönemi..Evet delinin tekiyim ama bir o kadar da ciddiye alırım her şeyi...
İnsanı duyguların ve değerlerin yitirildiği insanların birbirine pislik gibi davranıldığı bu dönemde insana saygı duyuyor ve gülümsüyorum ...
Size de tavsiye ederim sevgiyle kalın...


12 Ağustos 2014 Salı

SEVMEMEK SEVİLMEK..

İşten ara bulup yazabileceğim küçük bir makale bu aslında..
Konu sevmek teması sevilmek olan..
İçinde kahramanlarımız olan bir kalbimiz vardır kimsenin bilmediği..
İçimizde yaşattığımız gerçek hayatta da bunlara yakın kişilerle birlikte olduğumuz bir yaşantı...


Hayatımızda hepimizin sevmeye ve sevilmeye ihtiyacı vardır .
Ancak gerçek olan kendini sevmek ile başlar bu mesele...
Kendinizi sevmenizle karşıdaki insanı sevmeniz arasında orantı vardır..

İnsan neyi eksik hissederse onu yaşamak ister. Kendimi seviyorum ama sevebileceğim kimseyi bulamıyorum. Ya da bulup boka sarıyorum...
Olaylar istediğim gibi başlayıp istemediğim şekilde devam edince afallıyorum.
Ya mesafeler giriyor araya ya da koca beyinler....
Ya bakmışsın tek gecelik isteniyorsun 



Sahi tek gecelik demişken tek geceden oluşan olay değil..Tek gece de yaşanan yaşanmışlıklar için birkaç kez tek gecelik daha yaşamak demek yani tek gecelik yaşamak için görüşmek...ayy çok banell

Bunlar hiç tarzım değil ama nerede bu tip insan var onu çekiyorum . Saçlarım kırmızı olabilir tamam tipim de öyle gözüke bilir ama benimle otur bir muhabbet et arkadaş bir vakit geçir bir zamanın kollarına teslim et olayı akışı..
Evet henüz çok genç olabilirim ama yoğun duygular hissedebileceğim zamanda iken ve bunu istiyorken neden yaşayamıyorum..


Yine sinirlendim bak şimdi...
Neyse biraz daha kendi kendime tribe girip geliyorum....:):)

Sevgiyle kalın..:D



11 Ağustos 2014 Pazartesi

HAFTA SONU GÜZELLİĞİ..


Sevgili Arkadaşlarım uzun aralıklarla yazılar paylaşıyorum çünkü inanılmaz bir yoğunluk içerisindeyim.Kendime bile zaman ayıramıyorum ( dinlenmek için evet eğlenmek için hayır : ) )
Uzun bir tatilin ardından ki hafta sonu inanılmaz iyi geliyor. İyi ki hafta sonları çalışmıyorum ne kadar da şanslıyım.

Hafta sonu küçük kardeşimi alıp sinemaya gittim. Geç saat olduğu için ilk seansı olan  '' CEZA '' adlı bir tük filmine girdik. Ön yargılardan nefret eden ve ayrıca Türk sinemasında iyi filmlerin olduğu kanaatindeyim. Ancak  bu tarz filmler Türk yapımcılığın zedelenmesini ve ön yargılar oluşturmasını sağlıyor. Bu kadar iğrenç bir film izlemedim. Almışlar 3 tane kızı seksepal giyim kuşam alkol kimyalsal madde bir dağ evinde doğruluk cesaretlik oynan  kızlı erkekli bir genç grup takımı. Çokk saçmaydı ama en enteresan olan ilginç bir bekçi karakteri olmasıydı. Filmden çıkarttığım bir gerçek var ise küçük kardeşimi alıp bir daha ki ilk seansa girmemem. Neyse gittik bir kerem bir tecrübe daha kattık yaşantımıza. Aşağı da ki resim filmin oyuncularına ait gerisini siz yorumlayın.



Basit senaryolarla yazılmış sırf gişe için iki üç çıplak kadın çıkartılmış filmlerden bir tanesidir. Bu benim olumsuz eleştirim ister gidin ister gitmeyin ama tavsiye etmiyorum.
Derken evimize gittik..kız arkadaşlarımla güzel bir program yapıp dışarı çıktık.Önce canlı müzik sonra hareketli bir müzik.
(Yalnız hep kızlarla takılıyorum diye beni hemcinslerimden hoşlanıyor sanmayın...Çünkü çıkacak bir sevgilim yok..aşk yok..adam yok..vallahi ..:):)   )
Sabahın 4 'ne kadar aynı mekanda kaldık ve sonra çıkışta Kasımpaşa çocuklarının eşliğiyle darbuka SHOW yaptık..insanların o ön yargı ile baktıkları bu insanlar para kazanmak için gecenin kaçında oradalar çok değil 5 lira ile mutlu oluyorlar. Neysem oradan hop ortaköyden bebek koyuna geçtik. Tamda şu lüks mekanların çıkışına denk gelip arabanın içinde 5 kızın olduğu araç içerisinden ilgi odağı olmak çok da zor olmadı. Bunlar tabi istem dışı gelişen şeyler.







Tam da böyle bir manzaranın karşısında titreyerek seyyar abimizden türk kahvemizi içtik . Oturduk muhabbet aşk dert tasa sıkıntı annem eve alacakmı korkusu :P
Bi ara hayal gücümle bu köprünün niçin neden nasıl yapıldığı anlattım bizim kızlara.hahah :):)
Şimdi anlatırdım da o kafa da olmam lazım...
Derken bir hafta sonu daha geldi geçti ve teğet geçti ....
Şimdi kendinize iyi bakın ve sakın pazartesi sendromu diye bir şey yaşamayın..
Çünkü yaşadığınız ve pazartesi olduğu için dua edin ve mutlu olun can ciğerlerim...





5 Ağustos 2014 Salı

TATİLLER HİÇ BİTMESİN..

Merhabalar efendim..
Nasılsınız ? Neler yapıyorsunuz ? :) :)

Umarım iyisinizdir.Tatilimiz bitti ama yeni tatiller için çalışmalıyız çabalamalıyız.
Size gitmeden önce tatil için çok heyecanlı olduğumu delilikler yapmak için can attığımızı yazmıştım.Vesselam öyle de oldu. 9 günlük bir tatilimin 7 günü adrenalin dolu ve çok çok güzel geçti. Hemşire arkadaşlarımı bile baştan çıkarttım diyebilirim :):))
Tatilimin başlangıcı tam bir fiyaskoydu aslnnda biraz herşey tesadüftü tatile 1 gün kala karar verdiğim için otobüs ile gitme durumunda kaldım ve allahtan yer de buldum. İstanbul 'dan Adapazar'ına 9 saatte gittik ve araç çok yavaş seyir etti. Ayrıca ilk bindiğimde otobüsün içinde sivrisinek vardı ve beni dört yerimden ısırdı.Sabrettim sabrettim..biraz uyudum biraz müzik dinledim biraz da yol arkadaşlarımız ve kader ortaklarımız la sohbet ettik. Madur insanlarız sonuçta yardırıyoruz firmaya hakaret etmeye..
10 saatlik yolu 18 saatte gittik ve henüz yolum bitmemişti..Merkezden ilçeye gitmek içinde 2 saatim vardı..Yol arkadaşlarımın otellerinin transferi benim gideceğim yere yakın olduğu için beni de çağırdılar..Sonuçta bir yol hukukumuz var değil mi kabul ettim. ve çıktıkk yola......

Seyir halindeyiz ve transferde arkadaşların otelini bulmak için navigasyonunu açtı ..sonra sağdan bir sapağa girdi hoppp 40 dk bir köyün içinde dolaştık dolaştık ve dolaştık...navigasyon kurbanı olan biz hala yollarda sefilleri oynamaktaydık..kaderin bize bir oyunuydu bu varabilecekmiydik sonuna acaba bu yolun yordamın...



Hala sinirlenmemek için kendimi tutuyorken gülme krizine girdim ve insanlarını da keyiflendirdim :):)
Ne kadar olumlu bir insanım yahu..:):)
Artık bunda da bir hayır vardır deyip yolumuza baktık sonuç olarak 22 23 saat civarında gittiğim yere vardım.Karnım aç gözlerimin altı mos mor uykusuz ve oturmaktan afedersiniz kalçam ağrımış halde eve vardık önce bir duş aldım 1 saat kadar dinlenip yemek yiyip kendime geldim ve gecesine eğlenceye aktıkkk...

Tatilimin gündüzleri güneş kum deniz akşamları ve geceleri ise dans müzik ve alkol olarak geçti..Kız kıza geçirdiğimiz tatillerin en güzellerinden birisiydi ( Herşeyi yazmak olmaz şimdi azıcık özelim olsun değil mi :P )

Kızlar hem çalışıp hemde bana ayak uydurdukları için onlara çok minnetarım çünkü alkollüyken turistlerle halay çekmem çöpcü amcalara yardım etmek istemem ve plajda kumların üstünde bağırarak müzik söyleyip dans etmemi çekmeleri ayrıca ve ayrıca clupta etrafımıza dolanan akrepleri ve timsahları..atar yaptığım badigartları ( allah'tan tanıdıkmış ve sevimli bulmuş beni :) ) mekan kapandığı halde zorla bir şarkı daha çaldırtmamı içip içip sapıtmamı ve bana hala sevgi dolu yaklaşmaları beni ben yapan değerleri bozmaksızın eğlenmemi sağladıkları için ( ayrıca eğlendikleri ) çok ama çok mutluyum...




Tatilimin her zerresinde eğlenip oradan oraya gezdim ve diğer arkadaşlarım da ziyaret ettim. Gecenin kaçında ise beni görmeyen gelen değerli arkadaşlarım da bulundu tabi ..

Onlar hep var olsunlar ve bu dostluklar hiç tükenmesin..
Hayatta eğlenmesini bilin ve dilediğiniz gibi yaşayın.
Şarhoş olun ve sevdiğiniz insanları arayın ( gerçekten sevin ama  )
Onlarla zaman geçirin ve değer verin..,
Sevin sevişin hayat kısa yol uzun zaman tükenmekte..
Sarılın ve dokunun temas edin sıcaklığı hissedin
Sohbet edin ama yüzyüze dip dibe gönül gönüle...

Ömür dediğin bir gündür o da bugündür..Esen kalın..

Sevgili dolu AYŞE....










25 Temmuz 2014 Cuma

KIZ KIZA GEZELİM ..

Merhaba Arkadaşlar,
Bugün işlerimi toparlamış ve tatil moduna girmiş bulunmaktayım.Yarın çok uzaklara tatile gidiyorum ve bunun için çok heyecanlıyım. Hem İstanbul'dan uzaklaşmış hem de sevdiğim insanları göreceğim.Aslında bir de olimpos yapmalıyım :):) Uzun zamandır yoğun bir tempoda devam eden hayatım ve belirsizlikler olan bir takım şeyler hafiften şekilleniyor.Allah hakkımda bunu yazdıysa vardır bunda bir hayır diyerek kabulleniyorum.


Derken koca bir geçmiş bıraktığım yere gitmek beni yine yeniden heyecanlandırıyor.Orada yaşadığım her şey aslında genç yaşıma  rağmen en güzel günler topluluğundan bir parça.



Her gidişimde farklı olaylar yaşamamda cabası..Şimdi kız kıza tatil yapınca acaba ne olaylar yaşayacağım merak konusu... Badigartlara kafa mı tutarız..gecenin bir yarısı sokaklarda şarkı söyleyip kovalanır mıyız...İçip içip havuza mı atlarız ..ya da musallat olan tiplere aynı yere iki randevu verip gitmezmiyiz hiç bir fikrim yok :))

Geçmişe geçmiş ola diyip anı yaşamaya bakıceğiz artıkın...
Yeni delilikler yeni heyecanlar lazım artık bize..







Derken bir önceki eserim de dikiş tutturamamakla ilgili bir yazı paylaşmıştım . Bu yazıyı sonra okuyunca ne kadar da karamsar , olumsuz, aşka küsmüş gibiyim. Resmen kendime acıdım çünkü insanın doğası o kadar enteresan ki fikirleri düşünceleri bazen aylar yıllar sonra değişirken bazen de iki gün sonra farklılaşabiliyor. 
Konu ya duygusal açıdan yaklaşmak ( ki duygu yokken ) insana hata yaptırır. Bence ben güzel bir aşık olmalıyım bunun için evrene mesaj göndermiyorum.
 Zaten karşıma çıkacağından bir gün eminim ..
Aşk üçgenim tutku, güç , bağımlılık...Altta ki resim de mevcut..:):)










23 Temmuz 2014 Çarşamba

BELİRSİZLİK..

Ne hissetiğini bilmeden yaşayan insanlardan mısınız ?  Ne hissedemediğini bilmeden mi yaşayanlardan mı ?

  Belirsizlik insanı bitirip tüketen ve bir o kadarda bilinmeze sürükleyen bir öznel olaydır.Hayatın size ne getirdiği veya ne kattığının bu durumda pek bir önemi yoktur. Duygusal boşluk , mantıksal boşluk , boşluk olan ne varsa yaşatır size.O boşlukta yaşadığınız her şeyi aşk sanırsınız  ya da vazgeçilmesi bir durum gibi gelir. Aslında bilirsiniz hepsinin geçici olduğunu ama o an ona inanmak istersiniz.Çünkü inanmazsanız hayatın sonu gibi gelir her şey herkes her olan tüm benlikler.





Düşündüğünüz zaman hayatınızın birçok yanı bilinmezliklerle dolu.Yarın ne yaşayacağını kimse bilemez. Bu bilinmezlik insanoğlunun geçmişinden bu yana gelişigüzel getirmiştir bu döneme.Bir de deyimlerimiz atasözlerimiz bile vardır bununla ilgili '' Sonunu düşünen Kahraman Olamaz''..!!!

Neden kimse sorgulamıyor ki ömür dediğin kaç gündür kaç saattir ki ??


Belirsizlik , bilinmezlik kavramları bana olumsuz geliyor.İnanın belirsizlik içinde olduğum için değil sorguladığım için hepsi.Hayatta polyanacılık ile ilgili birçok yazı vardır hatta bir tane de ben bile yazabilirim ama benim gözlemlediğim gerçek öyle değil.


Konuya farklı yerden başlayıp farklı yerlerden bağlama huyumdan nefret ediyorum.Ama beynim oradan oraya rövaşata yapıyor.
 Vesselam kendinize iyi bakın..hayat şuan akıyor..





17 Temmuz 2014 Perşembe

MİM'LENMEK NE GÜZELL..

1-)  Blog yazmak sana neler kazandırdı ?

Öncelikle merhaba benim güzel iş arkadaşım blog bana içimi dökmeyi , kıyada köşede kalan duygu kırıntılarımı ortaya çıkartmayı , okumayı teşfik etmeyi ve en önemlisi daha araştırmacı bir insan olmayı kazandırdı.

2-) Ne tür kitaplar ve filmlerden  hoşlanırsın ?


Aslında ne okuduğum bulunduğum ruh halime bağlıdır. Son zamanlarda kişisel gelişime odaklandım ama en çok ilgimi çeken polisiye ve masonik cinayetlerdir.


3-) Tekrar tekrar okuduğun bir kitabın var mı ?

Aslında bir kitaba çok takılmadım ama iki kez okuduğum kitaplar vardır. 
Nermin Bezmenden '' Sır'' mesela

4-) Seni tanımlayan en iyi 5 kelime ?


Komik , sevecen , hümanist , hırslı , başarılı  ayy daha çok var ama neyse hadi :)
5-) Okumaktan en çok keyif aldığın blog içeriği hangisidir ? Kişisel - Moda - Yemek - Teknoloji ?


Kişisel ,
Gezgin,....

DİKİŞ TUTTURAMAMAK

Merhaba Can ciğer kuzu sarmalarım..yine bloğuma ara vermiş bulunmaktayım..İnanın çok yoğunum..Hayatı çok değişik yaşıyorum gerçekten işten eve evden işe gidip geliyorum...

Buralara ilk satırları yazıp bıraktığım taslaklarım da kayıtlı olan küçük heyecan duyduğum  ve aşk hikayeleri ile dolu ;
ne yazık ki hiç birini paylaşmadım çünkü hepsi yarım kaldı..kendimi iyi hissetiğim bir an bu satırları yazıp bırakmışım bir tanesi aşağıda örnekte aşağıdadır.

'' Size güzel duygular hissettiren birisini bulduğunuz zaman asla kaçırmayın .Birbirini değerli hissetiren insanlar artık nadir olarak karşımıza çıkıyor.Ya da bir çırpı da o duygu bitebiliyor.
Güzel duygular hissetiğim günler yaşıyorum...:)
Sanırım uzun zamandır hissetmediğim hissizlik artık hissediyor. Diğer önemli olan etken ise karşılıklı hissedebilmek yani öyle umuruyorum..''

Zamanlardan hazirandı bir genç kız vardı hayalleri umutları olan..
Hep o çelişkilere düşmese gerçekten çok mutlu olacaktı aslında başkasına değil kendine şans vermeliydi aslında ..






Diye yazmışım ve devamını getirememişim..çünkü devamında yaşanacak bir şey olmamış ki..yaşanacak
 Ahh bu bahtsız kızın hali ne olacak..




Ya bakış açımı değiştirmeyim acaba evrene aynı tip erkek mi kodluyorum ( tanışalım , heyecan , buluşalım, sonra hop bitti ) Sonuç olarak üç gün süren enteresan gönül ilişkileri yaşıyorum. Yemin ederim dikiş tutmuyor. Ya diktiğim iplikte ya da kumaşta sorun var...!!!!

Neyse işime dönmeliyim..Kendinize iyi bakın cicilerimm..


9 Temmuz 2014 Çarşamba

GERÇEK KURT ADAMLAR

Bugünler de yine enteresan konulardan ve hayatın tam gerçeklerinden kurt adamlar bahsedeceğim. Benim metafizik ile çok benzettiğim ama bir o kadarda gerçek olan kişiler işte aşağıdalar ..
İyi okumalar diliyorum..!!

Gevaudan kurdu ;
1764 yılında Fransa’nın Gevaudan bölgesinde büyük dişleri olan ve keskin pençeli kurt benzeri bir hayvan bölgeyi terörize etmiştir. Yaklaşık 3 yıl içinde bu hayvan 100 kişiyi parçalamış ve yemiştir, 30 kişide ağır yaralanmıştır. Kral Louis, profesyonel avcı olan Jean Charles ve Jean Francois’i bu hayvanı bulup öldürmek için bölgeye yollar. Hayvan bulunamadı fakat, 1776 yılında bir çiftçi Jean Chastel tarafından gümüş bir mermi ile öldürüldü.

Henry Gardinn ;
Henry Gardin, 1605 yılında bir çocuğu öldürürken yakalandı ve kurt adam olduğunu kabul etti. Gardin, bir arkadaşının da onun gibi olduğunu söyledi. Jan isimli adam, iki, yıl sonra yakalandı ve her ikisi idam edildi.

Mercy Brown ;
Mercy’in annesi ve kız kardeşi 1880 yılında ölmüştü. 1892 yılında Mercy’de öldü ve gömüldü.  Rhode Island’da köyleri geceleri dolaşan ve kan emen bir kadın hakkında söylentiler oluşmaya başladı. Bunun üzerine mezarları kazıldı. Mercy’nin annesi ve kardeşinin cesetleri çürümüştü fakat Mercy’nin cesedi olduğu gibi, tırnakları uzun ve ağzında taze kanla bulundu. Bunun üzerine Mercy’nin kalbi çıkarıldı ve cesedi yakıldı.


Peter Stumpp ;
Bedburg, Köln’de yaşayan zengin ve saygın bir çiftçi olan Peter Stumpp, kasabada olan pek çok vahşi ölüm nedeni ile zan altında kalmıştır. İşkence altında Şeytan tarafından bir kurt adama döndüğünü itiraf eder. Oğlu ile birlikte 14 çocuğu ve iki hamile kadını yediğini söyler. 1589 yılında başı kesilerek idam edilir.

Gilles Garnier ;
Dole kurt adamı olarak bilinen Gilles Garnier, 1573 yılında yakılmıştır. Sorgusunda onu kurt adam şeklinde gördüğünü söyleyen pek çok şahit vardır. O dönem pek çok çocuğu avlayarak yediğini söylemiştir.

Arnold Paole ;
Arnold Paole, bir vampir tarafından ısırıldığını söyler. 1725 yılında boynu kırılır ve ölür. Fakat mezardan sürekli bağırtılar duyulur. Paole’nin mezarı açıldığında uzun sivri dişleri ve taze kan bulunur. Cesedinden iniltiler gelmektedir. Kalbine kazık sokulur ve ceset yakılır.


8 Temmuz 2014 Salı

SIRADAN BUNALMIŞ DUYGULAR..!!..

Selam Olsun Dostlar ve Okuyucular..
Uzun zamandır bloğumda bir şeyler paylaşmıyorum ki insanın  yazabilmesi için içinden gelmesi gerekir . Ruhen onu hissedebilmesi gerekir.  Bende uzun zamandır ne melankolik ne de aşkkolik takılmıyorum. Benim olmadan acı çekme isteği potansiyelim var böyle olunca beni yazmaya teşfik ediyor.

Neysem günler aylar yıllar geçiyor , değişen hiç bir şey yok bedenin yaşlanmasından başka ...
Mübarek ramazan ayındayız ...
Geçen yıl bu zaman Alanya'da arkadaşlarımla beraberdim.Tek bir gün oruç tutmuştuk ve o gün camiye gitmiştik ve cami boştu tabi..
Bu sene ailemle birlikteyim..ve orucumu tutuyorum...bunun verdiği huzur paha biçilmez..

Biz insanlar 11 ay günah işleyip 1 ayda vicdanımızı rahatlatıyoruz ya bu tartışılabilir bir durum..





İnsan hayatının dönüm noktasında yapması nasıl davranması gerektiğini bilir mi ?
Bilemiyorum bilmiyorum belki de bilmek istemiyorum.
Yeniden bir hayat kurabilmeye gücüm var mı ?
Kalmak için nedenim var mı ?
Ya arkamda bıraktıklarım ?
Ya da geç bulup erken yitirdiklerim ?
Gençliğim ?



Böyle ruhhani bir durumda kafanızı içi devamlı kendi içinde konuşup duruyor mu ?
Hiç susmadan ...!!!

Evet ya bu anlatıklarım benim aslında dengesini kaybetmiş ne olacağı bilemeyen 1 yıl öncesine kadar tek isteği İstanbul'dan gitme isteği olan kendini hayatının sonuna kadar okuyarak geçirebileceğine inan kırık bir kalbi olan ve aradığı adamı bulamayan benim..



Neler olabileceğine dair inan hiç bir fikrim yok..Kaderin beni götürdüğü yerlere kendimi teslim mi edeceğim yoksa o kadere karşı çıkıp sil baştan mı yaşayacağım bilemiyorum..
Bekliyorum ve bunun için sadece 30 gün var..






Özlüyorum, farkındayım. Ama geri gelsin istiyor muyum? Bilmiyorum. Sesini duymak istiyorum ama arasa cevap verebilecek miyim, bilmiyorum. Ko...